İstanbul Boğazı’nda kurulması planlanan ve “NATO taşeronu” olarak nitelendirilen bir komutanlık, Türkiye’nin egemenliği ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırılık iddialarıyla geniş çaplı bir tartışma başlattı. Kamuoyunda ve güvenlik çevrelerinde büyük yankı uyandıran gelişme, özellikle Montrö Sözleşmesi’nin ruhuna ve lafzına aykırı olduğu yönündeki eleştirilerle dikkat çekiyor. Uzmanlar, söz konusu komutanlığın “insani yardım” kılıfı altında yabancı askeri varlığına zemin hazırlayabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Bu yeni yapılanmanın, Türkiye’nin kritik su yolları üzerindeki mutlak kontrolünü zayıflatabileceği ve bölgesel dengelerde ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Tartışmanın merkezinde, Boğazlar üzerindeki tam egemenliğin korunması ve uluslararası anlaşmaların titizlikle uygulanması gerekliliği yer alıyor.
Ne Kuruluyor ve Neden Tartışmalı?
Edinilen bilgilere göre, İstanbul Boğazı’nda bir NATO komutanlığı kurulması gündemde. Bu yapılanmanın, ilk etapta bir “insani yardım” komutanlığı olarak faaliyet göstereceği öne sürülüyor. Ancak emekli askerler, hukukçular ve eski diplomatlar, bu adımın Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin temel amacını ve Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini çiğnediğini savunuyor.
- Sözleşmenin İhlali İddiası: Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlar rejimini net bir şekilde tanımlayarak Türkiye’ye tam kontrol yetkisi vermektedir. Özellikle savaş zamanlarında ve barış zamanında savaş gemilerinin geçişleri konusunda katı kurallar içerir. Eleştirenler, bir NATO komutanlığının varlığının, bu kurallara aykırı olduğunu ve Türkiye’nin egemenliğini devretme anlamına gelebileceğini ifade ediyor.
- “Kılıf” İddiası: “İnsani yardım” misyonuyla kurulacak olmasının, aslında yabancı askeri personel ve ekipmanın Boğazlar bölgesinde sürekli bir varlık göstermesi için bir kılıf olduğu iddia ediliyor. Bu durumun, Montrö’nün askeri olmayan gemilerin geçişini düzenleyen maddelerine de aykırı olduğu belirtiliyor.
Kimler Eleştiriyor?
Emekli Amiral Cem Gürdeniz: “Montrö’nün Amacını Çiğneyen Bir Adım”
Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, kurulacak komutanlığın Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin amacını açıkça çiğneyen bir adım olduğunu vurguladı. Gürdeniz, “Boğazlar Türkiye Cumhuriyeti’nin mutlak egemenliği altındadır. Hiçbir yabancı askeri gücün veya NATO’nun taşeronu bir yapının Boğazlarda varlık göstermesi kabul edilemez. Bu, açıkça egemenliğimizden taviz vermek demektir” ifadelerini kullandı. Gürdeniz ayrıca, komutanlığın ‘insani yardım’ adı altında kurulmasının, askeri bir varlığın gizlenmesi amacı taşıdığını ve sivil kıyafetli yabancı askerlerin Boğazlar bölgesinde bulunmasının ileride ciddi güvenlik sorunlarına yol açabileceğini belirtti.
Avukat Gürkan Kaya: “İnsani Yardım Bile Türkiye’nin Kontrolünde Olmalı”
Hukukçu Avukat Gürkan Kaya ise, insani yardım faaliyetlerinin dahi ulusal ve uluslararası hukuka uygun olarak, Türkiye’nin denetim ve kontrolünde yürütülmesi gerektiğini söyledi. Kaya, “Boğazlarda yabancı bir gücün inisiyatifiyle kurulacak bir komutanlık, bırakın askeri faaliyeti, insani yardım bahanesiyle bile olsa, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki yetkisini fiilen gasp etmek anlamına gelir. Her türlü yardım faaliyeti, Türk makamlarının izni ve mutlak denetimi altında olmalıdır” şeklinde konuştu.
Eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel: “Ulusal Çıkarlara Aykırı”
Eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel de bu adımı eleştirenler arasında yer aldı. Gürel, söz konusu komutanlığın Türkiye’nin ulusal çıkarlarına ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarına aykırı olduğunu belirtti. Gürel, “Montrö, Türkiye’nin bağımsızlığının ve bölgesel güvenliğin temel taşlarından biridir. Bu tür bir yapılanma, hem Montrö’yü zayıflatacak hem de Türkiye’yi uluslararası arenada zor durumda bırakacak bir gelişmedir” dedi.
Nasıl Bir Etki Yaratabilir?
Bu gelişmelerin, Türkiye’nin Karadeniz’deki jeopolitik konumu ve denizcilik politikaları üzerinde derin etkiler yaratabileceği düşünülüyor. Eleştirmenler, Boğazlar üzerindeki kontrolün zayıflamasının, Türkiye’nin bölgesel güç dengesindeki konumunu olumsuz etkileyebileceği ve gelecekte farklı müdahalelere kapı aralayabileceği konusunda endişelerini dile getiriyor. Montrö’nün, Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçişini kısıtlaması, Türkiye için stratejik bir güvence niteliğindedir. Yeni bir NATO komutanlığının varlığı, bu güvencenin erozyonuna yol açabilir.
Uzmanlar, hükümeti bu konuda şeffaf olmaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye çağırırken, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne tam bağlılığın, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve bölgesel istikrar açısından vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor.
