Türkiye’de milyonlarca hanenin temel geçim kaynağı olan asgari ücret ve emekli maaşları, yükselen enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında giderek daha yetersiz kalıyor. Resmi verilerle vatandaşların cebindeki rakamlar arasındaki uçurum, her geçen gün derinleşen bir geçim mücadelesini gözler önüne seriyor. Özellikle düşük ve sabit gelirli kesimler, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, yoksulluk sınırı endişe verici seviyelere ulaştı.
Son açıklanan verilere göre, net asgari ücret 17.002 TL olarak belirlenmiş durumda. Ancak dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 40.000 TL’nin üzerine çıkmışken, bu rakamlar arasındaki fark, vatandaşların karşılaştığı zorlukları açıkça ortaya koyuyor. Milyonlarca emekli ise 10.000 TL seviyesindeki en düşük maaşlarla hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor.
Asgari Ücret ve Yoksulluk Sınırı Uçurumu
Türkiye’deki ekonomik tablo, asgari ücretle çalışanların yoksulluk sınırının oldukça altında bir gelirle yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldığını gösteriyor. Tek maaşla geçinen bir aile için 17.002 TL, kira, faturalar, gıda, ulaşım ve eğitim gibi temel giderleri karşılamakta yetersiz kalıyor. Bir özel sektör çalışanı, çocuğunun okul masraflarını ya da temel gıda ihtiyaçlarını karşılarken bütçesini denkleştirmekte büyük güçlükler yaşıyor.
Gıdadan ulaşıma, barınmadan sağlığa kadar her alanda yaşanan fiyat artışları, asgari ücretli bir ailenin ay sonunu getirmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Market alışverişleri her hafta daha pahalı hale gelirken, faturalar ve kira ödemeleri maaşın önemli bir kısmını daha gelmeden tüketiyor.
Emeklilerin Zorlu Geçim Savaşı
Emeklilerin durumu da asgari ücretlilerden farksız, hatta bazı durumlarda daha zorlu bir tablo çiziyor. Özellikle kamu sektöründen emekli olan ve uzun yıllar devlete hizmet etmiş bireylerin, 10.000 TL civarındaki maaşlarla hayatlarını sürdürme çabası dikkat çekiyor. Yıllarca çalışmış, ülkeye katkı sağlamış bu kesim, emeklilik günlerinde rahat bir yaşam sürmek yerine, temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanıyor.
Örneğin, ev kirası ödeyen, ilaç masrafları olan ve faturalarla boğuşan bir emekli memur için 10.000 TL’lik maaş, ay sonunu getirmek için büyük bir hesaplama ve kısıtlama gerektiriyor. Sağlık harcamalarının artması ve sosyal imkanlara erişimin kısıtlı olması, emeklilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor.
Çalışan Ailelerin Çift Katlı Mücadelesi
Bazı aileler, tek gelirle geçinmenin imkansız hale gelmesi üzerine, eşlerin de çalışma hayatına katılmasıyla iki ayrı gelirle bütçeyi dengelemeye çalışıyor. Ancak eşlerden birinin asgari ücretle, diğerinin ise part-time veya ek işlerle kazandığı gelirler dahi, yoksulluk sınırını aşmakta yetersiz kalabiliyor. Bu durum, ailelerin hem ekonomik sıkıntılarla boğuşmasına hem de çocuklarına yeterli zaman ayıramamasına veya sosyal hayattan uzaklaşmasına neden oluyor.
Örneğin, kocasının asgari ücretle çalıştığı bir evde, kadının da part-time bir işte çalışarak aile bütçesine katkı sağlamaya çalışması, genel refah seviyesini yükseltmekte zorlanıyor. Bu durum, modern çalışma hayatının getirdiği zorlukların yanı sıra, ekonomik koşulların aileleri nasıl ek bir mücadeleye ittiğini de gözler önüne seriyor.
Genel olarak, Türkiye’deki düşük ve sabit gelirli kesimler, temel ihtiyaçlarını karşılama, çocuklarının geleceğini güvence altına alma ve insanca yaşama hakkı konusunda ciddi engellerle karşılaşıyor. Ekonomik veriler ile sahadaki gerçekliğin arasındaki bu uçurum, geniş kitlelerin yaşam kalitesini derinden etkilemeye devam ediyor.













