ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Venezuela’daki derinleşen siyasi ve insani krize çözüm bulmak amacıyla yeni bir “demokratik geçiş çerçevesi” planı açıkladı. Bu çığır açıcı teklif, hem mevcut lider Nicolás Maduro’nun hem de muhalefet lideri Juan Guaidó’nun iktidardan çekilmesini ve yerine geçici bir “Devlet Konseyi” kurulmasını öngörüyor. Planın en dikkat çekici yönü ise, bu konseyin kurulmasının ardından 30 gün içinde yeni başkanlık seçimlerinin yapılması için çağrıda bulunmasıdır.
Washington’dan yapılan duyuruda, ABD’nin bu planı, Venezuela’daki meşruiyet boşluğunu doldurmak ve ülkeyi istikrara kavuşturmak için kritik bir adım olarak gördüğü belirtildi. Eğer bu çerçeve kabul edilirse, ABD, Venezuela’ya uygulanan ekonomik yaptırımları kademeli olarak kaldırma taahhüdünde bulunuyor. Ancak bu kaldırma süreci, Venezuela’da tam anlamıyla özgür ve adil seçimlerin yapılmasına bağlı olacak.
ABD’nin Venezuela Planının Detayları Nelerdir?
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Venezuela Özel Temsilcisi Elliott Abrams ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien tarafından açıklanan plan, temel olarak şu maddeler üzerine kurulu:
- Liderlerin Çekilmesi: Nicolás Maduro ve Juan Guaidó’nun her ikisi de görevlerinden istifa etmeli. Bu, ülkedeki siyasi tıkanıklığı aşmak için temel bir ön koşul olarak belirlendi.
- Geçici Yönetim Kurulumu: Ülkeyi seçimlere götürecek bir “Devlet Konseyi” oluşturulacak. Bu konsey, hem muhalefet partilerinden hem de Chavista hareketinden temsilcileri içerecek; ancak Maduro ve Guaidó bu konseyde yer almayacak. Konseyin birincil görevi, ülkeyi siyasi ve ekonomik anlamda istikrara kavuşturmak ve uluslararası toplumun gözetiminde seçimleri organize etmek olacak.
- Seçim Takvimi: Geçici Devlet Konseyi’nin kurulmasını takip eden 30 gün içinde yeni başkanlık seçimlerinin organize edilmesi hedefleniyor. Bu hızlı takvim, ülkedeki belirsizliği en aza indirme amacı taşıyor.
- Yaptırımların Kaldırılması: ABD, planın aşamalı olarak uygulanması ve adil seçimlerin yapılması koşuluyla Venezuela’ya uygulanan geniş çaplı ekonomik yaptırımları tedricen kaldırmayı vaat ediyor. Bu, Venezuela ekonomisi üzerindeki baskıyı hafifletmek ve ülkenin toparlanmasına yardımcı olmak için önemli bir teşvik olarak sunuluyor.
- Maduro’ya Çıkış Yolu: Plan, Maduro ve müttefiklerine “güvenli bir çıkış” sağlama sinyalleri de içeriyor. Bu, potansiyel olarak herhangi bir kovuşturma olmaksızın iktidardan çekilmeleri için bir yol haritası sunulduğu anlamına gelebilir, ancak bu konuda detaylı bilgi verilmedi.
Uluslararası Tepkiler ve ABD’nin Çağrıları
Dışişleri Bakanı Pompeo, dünya genelinde 60’tan fazla ülkenin Juan Guaidó’yu Venezuela’nın geçici başkanı olarak tanıdığını vurgulayarak, bu geniş uluslararası desteğin planın uygulanabilirliğini artıracağını belirtti. Pompeo, aynı zamanda Rusya, Küba ve Çin gibi ülkelere de çağrıda bulunarak, Maduro rejimine verdikleri desteği kesmelerini ve Venezuela’nın demokratik bir geleceğe yönelmesine yardımcı olmalarını istedi.
ABD’nin bu yeni girişimi, Venezuela’da yıllardır süren siyasi çıkmazı, ekonomik çöküşü ve kitlesel göçü sona erdirme çabasının bir parçası olarak görülüyor. Daha önce ABD, Maduro hükümetine karşı sert yaptırımlar uygulamış, Guaidó’yu desteklemiş ve bölgedeki askeri varlığını artırarak gözdağı vermişti. Ancak bu yeni plan, doğrudan askeri müdahaleden ziyade diplomatik bir çözüm arayışını temsil ediyor.
Venezuela’daki Mevcut Durum
Venezuela, 2013 yılında Hugo Chávez’in ölümünden bu yana derinleşen bir krizle boğuşuyor. Nicolás Maduro’nun yönetimi altında ülke, hiperenflasyon, gıda ve ilaç kıtlığı gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı. 2018’deki tartışmalı başkanlık seçimlerinin ardından muhalefet lideri Juan Guaidó kendini geçici başkan ilan etmiş ve ABD başta olmak üzere birçok batılı ülke tarafından tanınmıştı. Maduro ise bu hamleleri ABD destekli bir darbe girişimi olarak nitelendirmiş ve iktidarı bırakmayı reddetmişti.
Bu yeni planın, Maduro’nun ve Guaidó’nun siyasi geleceğini nasıl etkileyeceği ve uluslararası toplumdan ne tür bir tepki alacağı merak konusu. Planın başarısı, Venezüella’daki tüm aktörlerin uzlaşma yeteneğine ve uluslararası desteğin devamlılığına bağlı olacak.















