Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir kararname ile genel af ilan etti. Ancak bu yeni düzenleme, Suriye’deki uzun süreli çatışma ve insan hakları ihlalleri bağlamında dikkat çekici bir istisnayı barındırıyor: İşkence suçlarından hüküm giyenler veya yargılananlar af kapsamının dışında tutuldu.
Ülke genelinde pek çok mahkumu ilgilendiren bu adım, uluslararası toplum ve insan hakları örgütleri tarafından yakından izlenen Suriye’deki siyasi ve hukuki gelişmelere yeni bir boyut katıyor. Af kararnamelerinin sıklıkla yayımlandığı Suriye’de, bu son karar özellikle suç tanımındaki ayrımcılıkla öne çıkıyor.
Kararnamenin Kapsamı ve İstisnalar
Suriye Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, yayımlanan genel af kararnamesi, belirli bir tarihe kadar işlenmiş çok sayıda suçu kapsıyor. Özellikle sivil suçlar, bazı terörle ilgili suçlar (ancak belirli koşullar altında), kaçakçılık ve benzeri durumlar için kısmi veya tam af öngörülüyor. Bu tür amnestiler genellikle cezaevlerindeki doluluğu azaltma, toplumsal barışı teşvik etme veya ulusal birlik mesajı verme gibi amaçlarla çıkarılmaktadır.
Ancak, kararnamenin en kritik maddelerinden biri, af kapsamı dışında bırakılan suçları belirliyor. Buna göre, işkence suçları, hangi bağlamda işlenmiş olursa olsun, af kapsamının dışında tutulmuştur. Bu durum, Suriye iç savaşında yaygın olarak rapor edilen işkence iddiaları göz önüne alındığında, sembolik bir önem taşıyor. Kararname, insan hakları ihlallerine karışanların adaletten kaçamayacağı mesajını vermeyi amaçlıyor gibi görünüyor, ancak bu mesajın ne kadar etkili olacağı zamanla ortaya çıkacak.
Neden Şimdi?
Suriye, 2011’den bu yana devam eden iç savaş sürecinde birçok kez genel af ilan etmiştir. Bu amnestiler genellikle ülkedeki gerilimi düşürme, muhalif gruplarla uzlaşma arayışları veya uluslararası baskılara yanıt verme gibi çeşitli amaçlarla ilişkilendirilmiştir. Bu son af kararının ardındaki kesin nedenler net olmamakla birlikte, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar, yeniden yapılanma çabaları ve uluslararası alandaki izolasyonu kırma arayışı gibi faktörlerle bağlantılı olabileceği düşünülmektedir.
İşkence suçlarının af dışı bırakılması, Suriye hükümetinin insan hakları konusundaki eleştirilere karşı bir duruş sergileme veya uluslararası meşruiyetini artırma çabası olarak da yorumlanabilir. Ancak insan hakları örgütleri, bu tür kararların pratikteki uygulanışı ve gerçek suçluların adalet önüne çıkarılması noktasında şüphelerini korumaktadır.
Af Kararlarının Tarihsel Arka Planı
Suriye’de af kararnameleri, Hafız Esad döneminden itibaren devletin siyasi araçlarından biri olmuştur. Özellikle iç savaşın başlamasından bu yana Esad hükümeti, muhaliflere veya suçlu bulunan kişilere yönelik birçok af kararı yayımlamıştır. Bu kararların bazıları geniş kitleleri kapsarken, bazıları belirli suç türleriyle sınırlı kalmıştır. Daha önceki amnestilerde de bazı ağır suçlar (örneğin terörle ilgili belirli eylemler, devlete karşı işlenen cinayetler) af dışında tutulmuştu.
Bu son af kararı, işkence suçlarına özel bir vurgu yapmasıyla dikkat çekiyor. Suriye’deki cezaevlerinde işkence iddiaları uzun yıllardır insan hakları kuruluşları tarafından dile getirilmekte ve kapsamlı raporlara konu olmaktadır. Bu bağlamda, af kararının bu özel istisnası, ülkenin gelecekteki adalet mekanizmaları ve insan hakları karnesi açısından nasıl bir yol izleyeceği konusunda merak uyandırıyor.
Kimler Yararlanacak, Kimler Hariç?
Af kararnamesi, belirli tarihlerde işlenmiş suçlardan dolayı hüküm giymiş veya yargılanan Suriye vatandaşlarını kapsayacak. Detaylı suç listesi ve af koşulları kararname metninde yer alıyor. Ancak, “işkence” tanımına giren eylemleri gerçekleştirenler veya bunlara iştirak edenler, bu genel aftan faydalanamayacak. Bu, özellikle güvenlik güçleri veya devlete bağlı milis grupları içerisinde işkence yaptığı iddia edilen kişilerin hukuki süreçlerinin devam edebileceği anlamına geliyor.
Af kararının cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısını ne ölçüde azaltacağı ve toplumsal etkileri zamanla daha net bir şekilde görülecek. Ancak, işkence suçlarına yönelik bu istisna, uluslararası hukuk standartlarına uyum yönünde sembolik de olsa bir adım olarak değerlendirilebilir.
