Suriye’deki kilit aktörlerden Heyet Tahrir Şam (HTŞ), ülkenin kuzeybatısındaki muhalif bölgelerde tansiyonu yükselten yeni bir hamleyle gündemde. İdlib’de baskın güç olan HTŞ, Türk Silahlı Kuvvetleri ve desteklediği Suriye Ulusal Ordusu (SMO) bileşenlerinin kontrolündeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine yönelik “tahliye emri” niteliğinde bir çağrı yayınladı. Bu çağrı, özellikle Halep’in kuzeyindeki El Bab, Azez, Cerablus ve Afrin gibi stratejik öneme sahip şehirlerdeki gerilimi doruk noktasına taşıdı.
HTŞ’nin bu adımı, SMO çatısı altındaki bazı grupların, ABD destekli ve YPG omurgalı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile işbirliği yaptığı iddialarına dayanıyor. HTŞ, açıklamasında SDG’yi “terörist” olarak nitelendirerek, SMO’ya bağlı grupları bu bölgelerden çekilmeye ve iddia edilen işbirliğine son vermeye çağırdı. Bu durum, Suriye’nin kuzeyinde zaten karmaşık olan güç dengelerini daha da altüst etme potansiyeli taşıyor.
HTŞ’nin Hedefi Ne?
HTŞ’nin bu son hamlesi, örgütün kontrol alanını İdlib’in ötesine, Türkiye destekli muhaliflerin etkin olduğu Fırat’ın batısındaki bölgelere genişletme arayışının bir parçası olarak yorumlanıyor. Örgüt, daha önce de benzer bir stratejiyle Ekim 2022’de Afrin’e girmiş ve bölgedeki muhalif gruplar arasında çatışmalara neden olmuştu.
- Neden Şimdi? HTŞ, SMO bileşenleri arasında uzun süredir var olduğu iddia edilen anlaşmazlıklar ve zayıflıklardan faydalanmaya çalışıyor. SDG ile işbirliği iddiaları ise bu genişleme hareketini meşrulaştırmak için bir zemin sunuyor.
- Kimi Hedefliyor? Başta Afrin olmak üzere, El Bab, Azez ve Cerablus’ta bulunan ve SMO’ya bağlı olan, özellikle geçmişte tartışmalı eylemleriyle bilinen bazı grupları hedef alıyor. HTŞ, bu grupların “güvenliği bozduğunu” ve “SDG ile işbirliği yaparak bölgenin geleceğini tehlikeye attığını” öne sürüyor.
Fırat’ın Batısındaki Durum ve Önceki Vakalar
Fırat’ın batısındaki bölgeler, Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonları sonucunda SMO kontrolüne geçmişti. Ancak bu bölgelerde de iç hesaplaşmalar ve güç mücadeleleri zaman zaman alevleniyordu. HTŞ’nin bu bölgelere yönelik ilk ciddi müdahalesi, Afrin’e girişiyle gerçekleşti.
- Afrin Tecrübesi: HTŞ, Ekim 2022’de Afrin’e girdiğinde, buradaki bazı SMO bileşenleri (Ahrar el-Şarkiyye ve Süleyman Şah Tümeni gibi) arasındaki gerginliklerden faydalanmıştı. Örgüt, “güvenliği sağlama” gerekçesiyle ilerlemiş, bu süreçte çıkan çatışmalarda siviller de dahil olmak üzere birçok kişi hayatını kaybetmiş ve binlerce kişi yerinden edilmişti. HTŞ, kısa süreli de olsa Afrin’de önemli bir varlık göstermiş, ancak Türkiye’nin müdahalesi ve yerel grupların direnişiyle geri çekilmek zorunda kalmıştı.
- SDG İddiaları: HTŞ’nin en önemli gerekçesi, SMO içindeki bazı grupların SDG ile işbirliği yaptığı yönündeki iddialar. Ancak SMO yetkilileri bu iddiaları kategorik olarak reddediyor ve HTŞ’nin bölgedeki etkisini artırmak için “bahane ürettiğini” belirtiyor.
SMO ve Diğer Gruplardan Tepkiler
HTŞ’nin çağrısı, Suriye Ulusal Ordusu saflarında tepkilere yol açtı. SMO bileşenleri, HTŞ’nin bu adımını “ayrılıkçı ve düşmanca” olarak nitelendirerek, örgütün Suriye devrimine ihanet ettiğini savundu. Bazı SMO komutanları, HTŞ’ye karşı ortak bir cephe oluşturulması çağrısında bulunarak, örgütün bölgedeki istikrarsızlığı artırmasına izin verilmeyeceğini vurguladı.
Bölgedeki yerel sivil konseyler ve aktivistler de HTŞ’nin olası bir askeri müdahalesinden derin endişe duyduklarını dile getirdi. Geçmişte yaşanan çatışmaların neden olduğu insani kriz ve yerinden edilme korkusu, Fırat’ın batısındaki halk arasında hakim durumda.
Gelecek Senaryoları
HTŞ’nin bu tahliye çağrısı, Suriye’nin kuzeyindeki askeri ve siyasi dinamikleri önemli ölçüde etkileyebilir. Örgütün bu çağrıyı ne kadar ileri götüreceği ve Türkiye’nin bu duruma nasıl bir tepki vereceği belirsizliğini koruyor. Ancak bölgedeki tüm aktörler arasında gerilimin tırmandığı ve yeni bir çatışma dalgasının kapıda olabileceği açıkça görülüyor. HTŞ’nin amacı, Fırat’ın batısındaki stratejik bölgelerde kendi etkisini pekiştirerek Suriye’deki en büyük ve organize cihatçı güç konumunu daha da sağlamlaştırmaktır.















