Suriye’nin kuzeydoğusundaki özerk yönetim bölgesi Rojava’da, ilan edilen ateşkeslere rağmen bölgede tam bir istikrarın sağlanması güçleşiyor. Süregelen çatışmalar ve bölgesel güçlerin karmaşık çıkarları arasında, bölge halkının barış, özgürlük ve kendi kaderini tayin etme arzusu öne çıkıyor. Rojava yönetimi, uluslararası garanti altında kalıcı bir barış ve demokratik bir yaşamın tesis edilmesi çağrısında bulunuyor.
Bölge, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana kendine özgü bir yönetim modeli geliştirmiş ve başta DEAŞ olmak üzere radikal gruplara karşı mücadelede önemli bir rol oynamıştır. Ancak bu süreç, özellikle Türkiye’nin YPG’yi PKK ile bağlantılı terör örgütü olarak görmesi ve operasyonlar düzenlemesiyle yeni gerilimlere sahne olmuştur. Rusya ve ABD’nin arabuluculuğunda yapılan ateşkes anlaşmaları ise sahada tam olarak uygulanmakta zorlanmakta, yer yer ihlallerle karşılaşılmaktadır.
Rojava Yönetiminin Talepleri Nelerdir?
Rojava’daki özerk yönetim, bölgede kalıcı barışın sağlanması ve demokratik bir yaşamın inşa edilmesi için bir dizi temel talepte bulunmaktadır:
- Sürekli Ateşkes ve Uluslararası Garanti: Bölgede sıkça ihlal edilen ateşkeslerin kalıcı hale getirilmesi ve uluslararası aktörler tarafından garanti altına alınması isteniyor. Bu garantilerle, dış müdahalelerin önüne geçilmesi ve istikrarın sağlanması hedefleniyor.
- Demokratik Özerklik: Rojava, kendi iç işlerine karışılmayan, halkların kendi kendini yönettiği demokratik bir sistemin kurulmasını savunuyor. Bu model, bölgedeki etnik ve dini çeşitliliği de kapsayacak bir “demokratik konfederasyon” yapısı olarak öneriliyor.
- Özgür ve Bağımsız Yaşam: Bölge halkının barış içinde, özgürce yaşama ve kendi geleceğini belirleme hakkına sahip olması gerektiği vurgulanıyor. Bu bağlamda, askeri çatışmaların son bulması ve siyasi çözüm yollarının açılması temel beklentiler arasında yer alıyor.
- Kendini Savunma Hakkı: Tüm barış görüşmelerine rağmen, güvenlik tehditlerinin devam ettiği durumlarda kendini savunma hakkının vazgeçilmez olduğu belirtiliyor. Bu, bölgenin askeri gücü olan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kritik bir prensip olarak görülüyor.
Bölgesel Aktörler ve Barış Sürecindeki Rolleri
Rojava’daki barış ve istikrar arayışı, bölgesel ve uluslararası güçlerin karmaşık çıkarlarıyla doğrudan ilişkili. Sürecin temel aktörleri ve rolleri şunlardır:
Kimler Etkili?
- Türkiye: Sınır güvenliğini sağlamak ve YPG’nin Suriye-Türkiye sınırındaki varlığını engellemek amacıyla operasyonlar düzenlemekte ve bölgede tampon bölge oluşturma çabası içindedir.
- Suriye (Esad Rejimi): Ülkenin toprak bütünlüğünü savunarak Rojava’daki özerk yapıyı tanımamakta, ancak bölgedeki ABD varlığına karşı zaman zaman yerel güçlerle işbirliği yapma eğilimi göstermektedir.
- Rusya: Suriye rejiminin ana destekçisi olarak bölgede dengeleyici bir rol oynamakta, Türkiye ile Rojava arasında arabuluculuk yapmaya çalışmaktadır.
- ABD: DEAŞ ile mücadelede SDG’nin ana partneri olmuş, ancak Türkiye ile ilişkileri de göz önünde bulundurarak bölgedeki politikasını zaman zaman revize etmiştir.
- İran: Bölgedeki genel etki alanını genişletme hedefiyle Suriye rejimi ve Rusya ile yakın işbirliği içindedir.
Geçmiş Tecrübeler ve Dersler
Rojava’daki aktörler, geçmişteki “barış süreçlerinin” başarıya ulaşmamasından ders çıkarıldığını belirtiyor. Türkiye ile Kürt grupları arasında daha önceki dönemlerde yaşanan diyalog girişimlerinin sonuçsuz kalması, uluslararası garantilerin ve kalıcı çözümlerin önemini artırıyor. Bölge halkı, savaşın ağır bedellerini ödediği için gerçek ve kalıcı bir barışa olan inancını korumakla birlikte, somut adımlar beklemektedir.
Sonuç olarak, Rojava’da “ateşkes, barış ve özgürlük” sloganları, sadece bir temenni olmaktan öte, siyasi bir program ve varoluş mücadelesinin temelini oluşturmaktadır. Bölgedeki karmaşık denklemin çözülmesi, sadece yerel halkın değil, tüm bölgesel ve uluslararası aktörlerin yapıcı katkılarıyla mümkün olacaktır.
