Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Suriye’nin kuzeydoğusundaki terör örgütü YPG/PKK’ya yönelik Türkiye’nin sabrının tükendiğini ve Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) bu örgütü bölgeden temizlemesi için tanınan sürenin dolduğunu duyurdu. Yıldız, ABD’nin harekete geçmemesi halinde Türkiye’nin tek taraflı bir askeri operasyon başlatma kararlılığında olduğunu güçlü ifadelerle vurguladı. Bu açıklama, Ankara’nın Fırat’ın doğusundaki terör yapılanmasına karşı atacağı adımların artık çok yakın olduğunun net bir işareti olarak yorumlandı.
MHP’li Yıldız’ın sert çıkışı, Türkiye ile ABD arasında Suriye’deki güvenlik durumu ve YPG/PKK’nın varlığına ilişkin devam eden diplomatik gerilimin yeni bir boyuta ulaştığını gözler önüne serdi. Ankara, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı altında faaliyet gösteren YPG’yi, PKK’nın Suriye uzantısı ve ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak görmekte, uzun süredir müttefiklerinden bu örgüte verilen desteği kesmelerini talep etmektedir.
MHP’nin Kritik Çağrısı: Ne Talep Ediliyor?
Feti Yıldız, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin terör örgütü YPG/PKK’nın Fırat’ın doğusunda, Suriye’nin kuzeyinde ve Irak sınır hattında gerçekleştirdiği tüm eylemleri ve bölgedeki yapılanmasını yakından takip ettiğini belirtti. Yıldız’a göre, bu bölgelerde terör örgütüne verilen siyasi, lojistik ve askeri destekler, Türkiye’nin ulusal güvenlik hassasiyetlerini aşmış durumda. MHP’nin bu kritik uyarısı, Türkiye’nin bölgedeki terör tehdidini sonlandırma konusundaki net ve sarsılmaz duruşunu bir kez daha uluslararası kamuoyuna ilan ediyor.
- Ana Talep: YPG/PKK terör unsurlarının Suriye’nin Fırat’ın doğusu başta olmak üzere tüm kuzey bölgelerinden tamamen ve koşulsuz olarak temizlenmesi.
- Verilen Sürenin Dolması: ABD’ye bu konuda diplomatik ve siyasi yollarla tanınan sürenin artık sona erdiği açıkça ifade edildi.
- Tehdit Algısı: Bölgedeki terör yapılanmasının Türkiye’nin sınır güvenliği ve iç huzuru için kabul edilemez bir tehdit oluşturduğu vurgusu.
Diplomatik Ziyaretler ve Sonuçsuz Görüşmeler
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız’ın bu açıklamaları, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin kısa süre önce Ankara’da gerçekleştirdiği temasların hemen ardından geldi. Jeffrey’nin ziyaretinde, Fırat’ın doğusunda güvenli bir bölge oluşturulması, YPG’nin bölgeden çekilmesi ve Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesi gibi konuların detaylıca ele alındığı biliniyordu. Ancak MHP’nin bu sert ve ültimatom niteliğindeki tutumu, söz konusu görüşmelerden Türkiye’nin beklediği somut adımların ve kesin taahhütlerin çıkmadığına işaret ediyor.
Ankara, uzun süredir Münbiç’ten başlayarak Fırat’ın doğusuna kadar olan geniş bir alanda YPG unsurlarının tamamen çekilmesi ve buralarda Türkiye’nin kontrolünde güvenli bir bölge oluşturulması talebinde bulunuyordu. ABD’nin bu stratejik taleplere yeterince karşılık vermemesi veya somut adımlar atmaması, Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlama konusunda kendi göbeğini kendisinin kesme kararlılığını pekiştiriyor.
Türkiye’den Yeni Askeri Harekat Sinyali: Geçmiş Tekrar Edecek mi?
Feti Yıldız, ABD’nin YPG’yi bölgeden çıkaramaması halinde Türkiye’nin kendi imkan ve kabiliyetleriyle bu terör örgütünü temizleyeceğini kesin bir dille ifade etti. Yıldız, Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını şu sözlerle vurguladı: “Eğer ABD YPG’yi çıkaramıyorsa Türkiye bu terör örgütünü bölgeden temizlemek için adımını atacak ve atılan adım sonrasında yeni bir askeri operasyonla karşılaşılacaktır.”
Bu açıklama, Türkiye’nin geçmişte Suriye topraklarında gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları gibi sınır ötesi operasyonlara güçlü bir atıfta bulunuyor. Türkiye, bu harekatlarla Suriye topraklarında bir terör koridoru oluşumunu engellemiş ve sınır güvenliğini sağlamıştı. MHP’nin açıklamaları, benzer bir askeri kararlılığın ve harekat potansiyelinin Fırat’ın doğusu için de geçerli olduğunu ve bu seçeneğin artık masada değil, kapıda olduğunu gösteriyor.
Bölgedeki hassas gelişmeler ve MHP’den gelen bu üst düzey uyarı, önümüzdeki günlerde Türkiye’nin Suriye politikasında yeni ve potansiyel olarak askeri adımların atılabileceğinin en güçlü sinyallerinden biri olarak değerlendiriliyor. Uluslararası camianın ve özellikle ABD’nin bu net uyarılara nasıl bir yanıt vereceği ise bölgesel dengeler açısından kritik bir merak konusu.















