Laiklik Meclisi, İzmir’de sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla yedi kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Meclis, yaptığı açıklamada, laikliği savunmanın anayasal bir görev olduğunu vurgularken, asıl suçun Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve demokratik niteliklerini ortadan kaldırmaya çalışmak olduğunu belirtti. Bu gözaltıları, Cumhuriyet’e ve laikliğe yönelik sistematik bir “darbe girişimi”nin parçası olarak niteledi.
İzmir Valiliği’nin şikayeti üzerine 1923 Lozan Antlaşması ile ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle başlatılan hukuki süreç, ülke gündemine oturdu. Laiklik Meclisi, bu eylemleri sadece bir “hukuksuzluk” olarak değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerine yönelik “kışkırtıcı ve tehditkar bir sürecin” tezahürü olarak değerlendirdi.
Laiklik Meclisi Neler Gözlemliyor?
Laiklik Meclisi, açıklamasında Türkiye’de son dönemde yükselişe geçen laiklik karşıtı söylemlere dikkat çekti. Bazı devlet yetkililerinin ve dini grupların açıkça laikliği ve Cumhuriyeti hedef alan tutumlarının arttığını iddia etti. Meclis, şeriat çağrılarının, karma eğitime karşı çıkışların ve laik yaşam tarzına yönelik müdahalelerin artık “olağanlaştırılarak” meşrulaştırılmaya çalışıldığına vurgu yaptı.
- Kimler Hedef Alınıyor? Laiklik Meclisi’ne göre, anayasal bir hak olan laikliği savunan bireyler ve kurumlar, özgür düşünce ve ifade hakkını kullanan yurttaşlar.
- Ne Tip Olaylar Meydana Geliyor? İzmir’deki gözaltılar gibi, sosyal medya paylaşımları üzerinden hukuki süreçlerin başlatılması ve kamuoyunda laiklik karşıtı söylemlerin artması.
- Nerede Yaşanıyor Bu Gelişmeler? Özellikle dijital platformlarda ve siyasi arenada yaşanan tartışmalarla birlikte, yargı süreçlerinde de benzer eğilimler görülüyor.
- Neden Bu Duruma Tepki Gösteriliyor? Laiklik Meclisi, yaşananları Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine, evrensel demokratik değerlere ve hukuk devletine yönelik ciddi bir saldırı olarak algılıyor.
Laikliği Savunmak mı, Yıkmaya Çalışmak mı Suç?
Laiklik Meclisi, açıklamasında “laikliği savunmak suç değildir” mesajını net bir dille vurguladı. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti’ niteliğinin korunmasının her yurttaşın anayasal görevi olduğunun altını çizdi. Meclis’e göre, asıl suç teşkil eden eylem, bu temel nitelikleri ortadan kaldırmaya yönelik çabalar ve devletin bu çabalara kayıtsız kalmasıdır.
Açıklamada şu ifadeler dikkat çekti: “Anayasal bir görev ve Cumhuriyet’in varlık nedeni olan laikliği savunmak değil, laik ve demokratik Cumhuriyeti yıkmaya çalışmak suçtur! Anayasal rejimi dönüştürmeye çalışarak, yurttaşları hukuk dışına iterek bu darbe girişimini yapanlar, tarih önünde bunun sorumluluğundan kaçamayacaklardır.”
Acil Çağrı ve Net Uyarı
Laiklik Meclisi, İzmir’de gözaltına alınan yedi kişinin derhal serbest bırakılması talebinde bulundu. Hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlüklerin korunması ilkelerinin çiğnendiğini savunan Meclis, bu tür uygulamaların toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirdiğini belirtti. Laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı tüm yurttaşları, aydınları ve demokratik kitle örgütlerini Cumhuriyet’i ve laikliği aktif bir şekilde sahiplenmeye davet etti.
Meclis, laikliğe karşı yükselen bu tehditlerin, sadece mevcut iktidarın değil, aynı zamanda Türkiye toplumunun tamamının geleceğini ilgilendiren hayati bir mesele olduğunun altını çizdi. Laiklik ilkesinin sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bireysel özgürlüklerin ve toplumsal barışın temel güvencesi olduğunu yeniden vurguladı.
Bu gelişmeler, Türkiye’de laiklik ilkesinin korunması ve demokratik değerlerin sürdürülmesi konusundaki siyasi ve toplumsal gerilimi artıracak gibi görünüyor. Laiklik Meclisi’nin bu sert açıklaması, önümüzdeki dönemde bu alandaki tartışmaların daha da keskinleşebileceğine işaret ediyor.
