İran, 2023 yılında gerçekleştirdiği infazlarla küresel insan hakları gündeminin odağına oturdu. Ülkede kaydedilen en az 834 idam cezası, son sekiz yılın en yüksek rakamı olarak kayıtlara geçerken, uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler çığ gibi büyüyor. Özellikle uyuşturucu bağlantılı suçlardan verilen idam cezalarında yaşanan keskin artış, Birleşmiş Milletler ve önde gelen insan hakları örgütlerinin sert eleştirilerine neden oldu.
Geçtiğimiz yıl, 2022’ye kıyasla infaz sayısında %43’lük ciddi bir artış yaşandı. 2022’de 582 olan infaz sayısı, 2023’te 834’e yükselerek 2015 yılındaki 972 infazın ardından görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Bu veriler, özellikle uyuşturucu yasaları kapsamında verilen idam cezalarının artışıyla dikkat çekiyor.
İnfazların Arkasındaki Nedenler ve Hedef Kitleler
İran’daki idamların büyük bir kısmı, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve ilgili suçlarla ilişkilendiriliyor. 2023’te infaz edilen 834 kişiden en az 471’i uyuşturucu suçlarından idama mahkum edildi. Bu sayı, 2022’deki 256 uyuşturucu bağlantılı infaza göre %84’lük korkutucu bir artışı temsil ediyor. İnsan hakları kuruluşları, bu infazların adil yargılanma hakkından yoksun, şeffaf olmayan süreçler sonucunda gerçekleştiğini belirtiyor.
- Etnik Azınlıklar: İdam cezaları, ülkedeki etnik azınlıkları orantısız bir şekilde etkiliyor. Nüfusun yalnızca %5’ini oluşturan Beluçlar, 2023’teki infazların %29’unu oluştururken, Kürtler ise toplam infazların %20’sini oluşturdu. Bu durum, azınlıklara yönelik sistematik ayrımcılık iddialarını güçlendiriyor.
- Kadınlar: Geçtiğimiz yıl en az 22 kadın idam edildi. Bu rakam, kadınlara yönelik insan hakları ihlallerinin ciddiyetini ortaya koyuyor.
- Çocuklar: İnsan hakları grupları, reşit olmayanların işlediği iddia edilen suçlar nedeniyle idam edilmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtse de, İran bu konuda eleştirilere kulak tıkamaya devam ediyor.
- Kamuya Açık İnfazlar: 2023’te sekiz kamuya açık infaz gerçekleştirildi. Bu, son üç yılda kamuya açık idamların ilk kez yapılması anlamına geliyor ve devletin caydırıcılık mesajını daha da sertleştirdiği şeklinde yorumlanıyor.
Adil Yargılanma Hakkı ve Şeffaflık Endişeleri
Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, İran’daki yargı süreçlerinin şeffaflıktan uzak olduğunu ve adil yargılanma hakkını garanti etmediğini vurguluyor. Özellikle siyasi ve uyuşturucu davalarında, sanıkların işkence altında zorla itiraf vermeye zorlandığı ve bu itirafların mahkemelerde delil olarak kullanıldığı sıkça rapor ediliyor. Avukat erişiminin kısıtlı olması, hukuki yardımın yetersizliği ve temyiz süreçlerindeki eksiklikler, bu infazların meşruiyetini sorgulatıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Çağrılar
BM İnsan Hakları Özel Raportörü Javaid Rehman ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) gibi kuruluşlar, İran’ı idam cezalarını durdurmaya çağırdı. İran İnsan Hakları (IHR) Direktörü Mahmood Amiry-Moghaddam, rejim muhaliflerinin idam tehdidiyle susturulmaya çalışıldığını ve uyuşturucu suçlarının bir bahane olarak kullanıldığını belirtiyor. Uluslararası toplum, İran hükümetine insan hakları ihlallerini durdurması ve uluslararası hukuk standartlarına uyması yönündeki baskılarını artırmaya devam ediyor.
İran’ın infaz politikası, ülkenin uluslararası alandaki itibarını zedelerken, içeride de büyük bir korku iklimi yaratıyor. Dünya genelinde insan hakları savunucuları, İran’ın bu uygulamasını kınayarak, idam cezalarının tamamen kaldırılması için uluslararası düzeyde daha güçlü bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirtiyor.















