İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yaptığı çarpıcı bir açıklamayla siyaset gündemine oturdu. İmamoğlu, herhangi bir seçimde adaylığının engellenmesi durumunda, o seçimin “Cumhurbaşkanının meşruiyetinin bittiği bir seçim” olacağını vurguladı. Bu açıklama, başta Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret davası olmak üzere, hakkında devam eden hukuki süreçlerin gölgesinde yapılmasıyla dikkat çekti.
Muhalefetin önemli figürlerinden biri olan İmamoğlu’nun bu sözleri, Türkiye’nin seçim süreçleri ve demokratik ilkeler üzerine geniş çaplı bir tartışma başlattı. İmamoğlu, olası bir engellemenin sadece kendi şahsını değil, aynı zamanda milli iradeyi ve dolayısıyla cumhurbaşkanlığı makamının meşruiyetini de hedef alacağını iddia etti.
Ekrem İmamoğlu’nun Çıkışının Arka Planı
Neden Bu Açıklama Yapıldı?
Ekrem İmamoğlu’nun bu sert çıkışı, hakkında devam eden hukuki süreçlerle doğrudan ilişkili. Özellikle, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin iptal edilmesinin ardından yaptığı “ahmak” açıklaması nedeniyle yargılandığı dava, siyasi yasak riski taşıyor. YSK üyelerine hakaret iddiasıyla açılan bu dava, İmamoğlu’nun siyasi geleceği üzerinde bir gölge oluşturuyor. Olası bir mahkumiyet kararı ve temyiz sürecinin ardından kesinleşmesi, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı dahil olmak üzere, gelecekteki seçimlerde yer almasını engelleyebilir. İmamoğlu’nun açıklaması, bu potansiyel engellemelere karşı siyasi bir uyarı ve duruş niteliği taşıyor.
Ne Anlama Geliyor?
İmamoğlu’nun “meşruiyetin bittiği” ifadesi, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine yapılan bir vurgudur. Bir siyasi figürün, özellikle güçlü bir halk desteğine sahip olduğu düşünülen bir ismin, hukuki bahanelerle seçimlere katılımının engellenmesinin, seçimin demokratik niteliğini ve dolayısıyla sonuçlarının kabul edilebilirliğini zedeleyeceği mesajını veriyor. Bu, seçimin sadece sandıkta kullanılan oylarla değil, aynı zamanda tüm adayların eşit ve adil şartlarda yarışma hakkıyla da meşruiyet kazandığına işaret ediyor.
Siyasi Etkileri Neler Olabilir?
- Kutuplaşmanın Artması: İmamoğlu’nun açıklaması, iktidar ve muhalefet arasındaki siyasi gerilimi daha da tırmandırabilir.
- Uluslararası Kamuoyu: Türkiye’deki seçim süreçlerinin adil ve şeffaf olup olmadığına dair uluslararası gözlemcilerin dikkatini çekebilir.
- Muhalefet İttifakı Üzerindeki Etki: Millet İttifakı’nın olası cumhurbaşkanı adaylarından biri olarak görülen İmamoğlu’nun durumu, ittifakın stratejilerini ve aday belirleme sürecini derinden etkileyebilir.
- Hukuk Devleti Tartışmaları: Yargı kararlarının siyasi sonuçları üzerinden yeniden hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı tartışmalarını alevlendirebilir.
“Milli İradeye Saygı” Vurgusu
İmamoğlu, açıklamasında sıkça “milli irade” kavramına vurgu yaparak, kendisine yönelik bir engellemenin aslında halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik bir müdahale olacağını belirtti. Bu yaklaşım, siyasi tartışmaları kişisel bir dava olmaktan çıkarıp, demokrasi ve halk egemenliği temelinde bir prensip meselesi haline getirme amacı taşıyor.
Demokratik bir sistemde seçimlerin adil ve eşit şartlarda yapılması esastır. Bir adayın haksız yere veya tartışmalı hukuki süreçlerle seçime katılımının engellenmesi, o seçimin güvenilirliğini ve meşruiyetini ciddi şekilde sorgulatabilir. İmamoğlu’nun açıklamaları, bu bağlamda, gelecek seçimlerin sadece sandık sonuçlarıyla değil, aynı zamanda sürecin şeffaflığı ve adaletiyle de değerlendirileceğinin altını çiziyor.
Önümüzdeki süreçte İmamoğlu hakkındaki hukuki davaların seyri ve bu davalara karşı siyasi aktörlerin vereceği tepkiler, Türkiye siyasetinin ana gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek.
İmamoğlu: ‘Katılamadığım bir seçim, cumhurbaşkanının meşruiyetinin bittiği bir seçim olur’
Evet, Ekrem İmamoğlu bu ifadeyi kullanarak, kendisine yönelik herhangi bir siyasi engellemenin, sadece kendi adaylığını değil, o seçimin sonucunda ortaya çıkacak cumhurbaşkanının meşruiyetini de sona erdireceğini belirtmiştir.















