Türkiye’de et fiyatları son beş yılda yaşanan %1400’ü aşan, yani tam 15 katlık artışla tüketicinin cebini yakarken, hem sofraların vazgeçilmezi olan kırmızı ete erişimi zorlaştırdı hem de sektörde büyük bir tedirginlik yarattı. Bu şaşırtıcı yükselişin ardında yatan temel nedenler; yem maliyetlerindeki fahiş artış, damızlık hayvan ve besicilik giderlerindeki yükseliş, kur dalgalanmaları, genel enflasyon baskısı ve uzun vadeli tarım ve hayvancılık politikalarındaki eksiklikler olarak öne çıkıyor. Gıda enflasyonunun lokomotifi haline gelen et, artık pek çok hane için lüks tüketim ürünü haline gelmiş durumda.
Bu dramatik fiyat artışının kökeninde, özellikle küresel emtia fiyatlarındaki yükseliş ve Türk Lirası’nın döviz karşısındaki değer kaybının yem maliyetlerine doğrudan yansıması yatıyor. Üreticinin en büyük girdisi olan yemdeki bu artış, hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğini tehdit ederken, maliyetler zincirleme bir şekilde nihai tüketiciye yansıyor. Besicilik yapan çiftçiler, yüksek maliyetler nedeniyle ya üretimden çekiliyor ya da hayvan sayılarını azaltma yoluna gidiyor ki bu da uzun vadede arz sıkıntısı yaratarak fiyatları daha da yukarı çekiyor.
Ne Oldu?
Son beş yıllık dönemde, Türkiye’deki kırmızı et fiyatları adeta fırladı. Özellikle dana kıyma ve kuşbaşı gibi temel ürünlerde gözlemlenen %1400’ün üzerindeki bu artış, milyonlarca vatandaşın protein alımını doğrudan etkiledi. Örneğin, 2019 yılında ortalama 50-60 TL seviyesinde olan kıyma fiyatları, bugün 800-900 TL bandına ulaşarak, satın alma gücünde ciddi bir düşüşe işaret ediyor. Bu durum, yalnızca ev bütçelerini değil, aynı zamanda et ve et ürünleri satan kasaplar, restoranlar ve hazır yemek sektörünü de derinden etkiliyor.
Et Fiyatları Neden Yükseliyor?
Et fiyatlarındaki bu baş döndürücü yükselişin arkasında birden fazla faktör bulunuyor. İşte temel nedenler:
- Yem Maliyetlerindeki Fahiş Artış: Hayvanların beslenmesi için kullanılan arpa, mısır, soya gibi ürünlerin fiyatları son yıllarda hem küresel piyasalardaki dalgalanmalar hem de döviz kurundaki yükseliş nedeniyle katlanarak arttı. Yem, bir besicinin toplam maliyetinin yaklaşık %60-70’ini oluşturuyor.
- Damızlık Hayvan ve Besicilik Giderleri: Damızlık hayvan alım fiyatları, veterinerlik hizmetleri, ilaçlar, enerji ve işçilik giderleri de ciddi oranda arttı. Yüksek başlangıç maliyetleri ve işletme giderleri, yeni üreticilerin sektöre girmesini zorlaştırırken, mevcut üreticilerin de kapasite artırımını engelliyor.
- İthalat ve İhracat Politikaları: Et ve canlı hayvan ithalat-ihracat politikalarındaki ani değişiklikler, yerli üretici için belirsizlik yaratıyor. Zaman zaman yapılan kontrolsüz ithalat, yerli üreticinin pazarını daraltırken, zaman zaman gelen ihracat talepleri de iç piyasadaki arzı azaltabiliyor. Politikaların öngörülemezliği, uzun vadeli planlama yapmayı güçleştiriyor.
- Genel Enflasyon ve Kur Şoku: Ülke ekonomisindeki genel enflasyonist ortam ve Türk Lirası’nın döviz karşısındaki değer kaybı, üretimin her aşamasındaki maliyetleri (akaryakıt, elektrik, lojistik, ambalaj vb.) artırıyor. Bu durum, etin nihai fiyatına kaçınılmaz olarak yansıyor.
- Aracı Zinciri ve Market Marjları: Üreticiden tüketiciye ulaşan süreçte yer alan aracıların sayısı ve bu aracıların koyduğu kâr marjları da fiyatların yükselmesinde etkili olabiliyor. Market raflarına gelene kadar eklenen her maliyet ve kar, nihai fiyatı artırıyor.
- Hastalıklar ve İklim Değişikliği: Hayvan hastalıkları ve kuraklık gibi iklim değişikliğine bağlı olaylar, hayvan stoklarında azalmaya ve dolayısıyla arz sıkıntısına neden olabiliyor.
Tüketiciye Yansıması ve Üreticinin Durumu
Et fiyatlarındaki bu kontrolsüz yükselişin en büyük mağduru tüketiciler oldu. Bir zamanlar temel gıda maddesi olan et, bugün pek çok aile için bütçe zorlayıcı bir lüks haline geldi. Özellikle dar ve orta gelirliler, et tüketimlerini büyük ölçüde kısmak zorunda kaldı. Bu durum, beslenme alışkanlıklarını değiştirirken, protein eksikliği gibi sağlık sorunlarını da beraberinde getirme potansiyeli taşıyor.
Öte yandan, et fiyatları tavan yaparken bile üreticinin kar marjlarının oldukça düşük olması dikkat çekiyor. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle, üreticiler çoğu zaman zararına veya başa baş bir üretim yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, sektörden çekilmeleri hızlandırarak gelecekteki arz güvenliğini tehdit ediyor.
Çözüm Önerileri Neler?
Et fiyatlarındaki bu sürdürülemez artışın önüne geçmek için kapsamlı ve uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu bağlamda:
- Yerli yem üretimine destek verilerek dışa bağımlılığın azaltılması,
- Damızlık hayvan sayısının artırılması ve besicilere uzun vadeli, düşük faizli kredilerle destek olunması,
- Tarım ve hayvancılık politikalarında öngörülebilirlik sağlanması, ithalat-ihracat kararlarının sektörle istişare edilerek alınması,
- Aracı zincirinin kısaltılması ve kooperatifleşme modellerinin teşvik edilmesi,
- Kırsal kalkınma projeleriyle genç çiftçilerin sektöre kazandırılması ve mevcut çiftçilerin modern üretim tekniklerine adapte olması,
- Hayvan sağlığı ve hastalıklarla mücadele konusunda koruyucu hekimlik hizmetlerinin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.
Beş yılda 15 kat arttı: Et fiyatları neden yükseliyor?
Et fiyatlarındaki beş yılda 15 katlık artışın temel nedenleri; yem maliyetlerindeki fahiş yükseliş, damızlık hayvan ve besicilik giderlerindeki artış, genel ekonomik enflasyon ve kur dalgalanmaları, ayrıca istikrarsız ithalat-ihracat politikaları ve aracı zincirindeki maliyetler olarak özetlenebilir. Bu faktörler, üretim maliyetlerini katlayarak nihai tüketiciye yüksek fiyatlar olarak yansımaktadır.
