Son günlerde tırmanan ABD-İran gerilimi, Orta Doğu’da yeni bir askeri çatışma endişesini doruk noktasına taşıdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olası askeri müdahaleye ilişkin adımları ve son dakika geri çekilmeleri, bölgedeki tansiyonu sürekli yüksek tutuyor. Özellikle ABD’ye ait bir insansız hava aracının (İHA) İran tarafından düşürülmesiyle başlayan süreç, iki ülke arasındaki krizi derinleştirdi ve uluslararası camiada büyük endişelere yol açtı.
İran’ın bir ABD Global Hawk İHA’sını “kendi hava sahasını ihlal ettiği” gerekçesiyle düşürmesi, Washington’da sert tepkilere neden oldu. Başkan Trump, olayın ardından İran’a yönelik misilleme amaçlı askeri operasyonları onaylamış, ancak iddialara göre saldırıların başlamasına sadece dakikalar kala geri adım atmıştı. Bu karar, ABD yönetimindeki farklı sesleri ve stratejik bölünmeleri gözler önüne sererken, İran’a karşı “maksimum baskı” politikasının askeri bir boyuta evrilme ihtimalini güçlü bir şekilde gündemde tutuyor.
Gerilimin Kaynağı: Ne Oldu?
İran’ın İHA’yı Düşürmesi
- 20 Haziran: İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı üzerinde uluslararası sularda uçtuğunu iddia eden bir ABD Global Hawk insansız hava aracını düşürdüğünü açıkladı. İran, İHA’nın kendi hava sahasını ihlal ettiğini belirtti.
- ABD’nin Tepkisi: ABD yetkilileri, İHA’nın uluslararası hava sahasında uçtuğunu ve düşürülmesinin “provokatif ve haksız” olduğunu savundu.
Trump’ın Geri Adımı
İHA’nın düşürülmesinin ardından Donald Trump, İran’daki bazı hedeflere yönelik “sınırlı” askeri saldırıları onayladığı iddia edildi. Ancak, saldırıların başlamasına saniyeler kala, geri çekilme kararı aldığı bildirildi. Trump’ın bu kararının gerekçesi olarak, operasyonun olası can kaybına yol açabileceği ve bunun “orantısız” bir yanıt olacağı belirtildi. Bu olay, ABD’nin İran’a yönelik politikasında iç çelişkilerin yaşandığını gösteriyor.
ABD’nin Stratejisi: Kimler Etkili?
Şahin Kanat ve Diplomasinin Sınırları
ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo gibi isimler, İran’a karşı daha sert bir tutum sergilenmesi gerektiğini savunuyor. Bu “şahin” kanat, İran’ın bölgedeki nüfuzunu kırma ve nükleer programını tamamen durdurma hedefiyle Tahran’a yönelik “maksimum baskı” politikasını destekliyor. Ekonomik yaptırımlar art arda uygulanırken, bu baskının askeri bir çatışmaya dönüşme riski her geçen gün yükseliyor. En son olarak, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve diğer üst düzey yetkililere yönelik yeni, “çok güçlü” yaptırımlar devreye sokuldu.
Öte yandan, ABD ordusu içindeki bazı çevrelerin ise tam kapsamlı bir askeri müdahaleye karşı daha temkinli yaklaştığı belirtiliyor. Pentagon’un, İran’la yaşanacak olası bir çatışmanın bölgede geniş çaplı bir istikrarsızlığa yol açabileceği ve maliyetinin çok yüksek olabileceği konusunda Başkan Trump’ı uyardığı biliniyor.
Gelecek Senaryoları: Nereye Gidiyor?
Hürmüz Boğazı ve Küresel Ticaret
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir geçiş noktası olması nedeniyle, bölgedeki her türlü gerilim küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etki yaratıyor. İran’ın boğazı kapatma tehditleri ve son tanker saldırıları iddiaları, bu stratejik noktanın önemini bir kez daha ortaya koydu.
Washington ve Tahran arasındaki bu tehlikeli gerilim, diplomatik kanalların işleyip işlemeyeceği, yoksa askeri bir çatışmaya mı evrileceği sorusunu gündeme getiriyor. Bölge ve dünya, iki gücün atacağı bir sonraki adımı endişeyle bekliyor.
