ABD ve İsrail’in Orta Doğu’daki askeri faaliyetlerini ve gerilimi tırmandırmasının temel nedeni, bölgedeki mevcut krizleri fırsat bilerek uzun vadeli stratejik hedeflerini gerçekleştirmek ve yeni bir bölgesel düzen kurmaktır. Bu tırmanış, sadece anlık misillemelerden ibaret olmayıp, İran liderliğindeki “direniş eksenini” kırma, enerji yollarının kontrolünü sağlama ve İsrail’in bölgesel güvenliğini pekiştirme amaçlarını taşıyan daha geniş bir jeopolitik ajandanın parçası olarak değerlendirilmektedir.
Gazze’deki savaşın başlamasıyla hız kazanan bu süreç, Kızıldeniz’deki Husi saldırılarına ABD ve İngiltere’nin Yemen’e düzenlediği operasyonlarla, ABD’nin Irak ve Suriye’deki İran destekli gruplara yönelik hava saldırılarıyla ve İsrail’in Lübnan ile Suriye’de hedefli operasyonlarıyla genişlemiş, bölgedeki çatışma alanlarını çeşitlendirmiştir. Bu adımlar, Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda bir “Yeni Orta Doğu” inşa etme vizyonunun uygulamaya konulduğu şeklinde yorumlanmaktadır.
Orta Doğu’daki Gerilim Neden Tırmanıyor?
7 Ekim 2023’ten bu yana devam eden Gazze Savaşı, Orta Doğu’daki mevcut gerilimleri yeni bir boyuta taşıdı. Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından başlayan İsrail’in Gazze’deki operasyonları, bölgedeki aktörleri yeniden konumlanmaya iterken, Washington ve Tel Aviv’in daha geniş stratejik hedeflerini de gün yüzüne çıkardı.
Çatışmanın Seyri ve Genişlemesi
- Gazze Savaşı: İsrail’in Hamas’ı ortadan kaldırma ve Gazze’deki güvenlik tehdidini bertaraf etme hedefiyle başlattığı operasyonlar, on binlerce sivilin hayatına mal oldu ve bölgede büyük bir insani krize yol açtı.
- Kızıldeniz’deki Gerilim: Yemen’deki Husiler, İsrail ile bağlantılı veya İsrail’e giden gemileri hedef alarak uluslararası deniz ticaretini aksattı. Buna karşılık ABD ve İngiltere, Ocak 2024’te Husilere ait hedeflere hava saldırıları düzenleyerek operasyonel bir yanıt verdi.
- Irak ve Suriye’deki ABD Operasyonları: Ürdün’deki bir Amerikan üssüne düzenlenen ve üç ABD askerinin ölümüne neden olan drone saldırısının ardından ABD, Irak ve Suriye’deki İran destekli gruplara (özellikle Kataib Hizbullah ve Irak İslami Direnişi) misilleme saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını ve İran destekli milis gruplara karşı duruşunu bir kez daha ortaya koydu.
- İsrail’in Bölgesel Operasyonları: İsrail, Lübnan ve Suriye’de Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları (IRGC) ile bağlantılı hedeflere yönelik saldırılarını artırdı. Bu saldırılar, İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik tehditlerini bertaraf etme ve İran’ın bölgedeki etki alanını daraltma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD’nin Bölgesel Ajandası: “Yeni Orta Doğu”
Washington’ın bu tırmanıştaki temel hedeflerinden biri, bölgedeki hegemonyasını yeniden tesis etmek ve “Yeni Orta Doğu” olarak adlandırılan bir düzeni hayata geçirmektir. Bu projenin ana sütunları şunlardır:
- İran Ekseninin Kırılması: ABD, İran’ın bölgedeki nüfuzunu ve onun desteklediği “direniş ekseni”ni (İran, Suriye, Hizbullah, Haşdi Şabi gibi gruplar, Husiler) zayıflatmayı ve nihayetinde kırmayı hedefliyor.
- Enerji Yollarının Kontrolü: Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı gibi kritik enerji ve ticaret yollarının güvenliğini sağlamak, küresel ekonomi ve ABD’nin stratejik çıkarları açısından hayati önem taşımaktadır.
- İsrail’in Güvenliği: ABD, İsrail’in güvenliğini ve bölgesel üstünlüğünü garanti altına almayı, Hamas ve Hizbullah gibi grupları etkisiz hale getirerek İsrail’in stratejik konumunu güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
İsrail’in Stratejik Hedefleri: “Nil’den Fırat’a” ve Ötesi
İsrail’in Gazze’deki operasyonları ve bölgesel gerilimi tırmandırma motivasyonları da benzer şekilde derin stratejik hedeflere dayanmaktadır:
- Hamas ve Hizbullah’ın Yok Edilmesi: İsrail, 7 Ekim saldırılarının ardından Hamas’ı tamamen yok etmeyi ve kuzeyde Hizbullah’ın askeri kapasitesini ortadan kaldırmayı birincil hedef olarak belirledi.
- Bölgesel Güvenlik ve Genişleme İddiaları: Bazı yorumlara göre, İsrail’in uzun vadeli hedeflerinde “Nil’den Fırat’a” kadar uzanan bir etki alanı oluşturma ideali yatmaktadır. Bu, Filistin toprakları üzerindeki kontrolünü genişletme ve komşu bölgelerde güvenlik kuşağı oluşturma çabalarını içerir.
- İki Devletli Çözümün Akıbeti: Mevcut gerilim ortamında, Filistin-İsrail sorununa “iki devletli çözüm” önerisi, bazı çevrelerce gerçekçi olmayan bir aldatmaca ya da sadece kontrol mekanizması olarak görülmekte, kalıcı bir barış yerine bölgesel yeniden yapılanmanın aracı olarak sunulmaktadır.
Küresel Etkiler ve Tepkiler
Bu tırmanışın küresel ekonomiye etkileri, özellikle Kızıldeniz’deki ticaret aksamaları nedeniyle petrol fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde hissediliyor. Rusya ve Çin gibi büyük güçler, ABD ve İsrail’in bölgedeki askeri müdahalelerine eleştirel yaklaşarak, gerilimin azaltılması ve siyasi çözümlerin önceliklendirilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak, bölgedeki dinamikler, bu çağrılara rağmen çatışmanın daha da yayılma potansiyelini barındırıyor.
ABD ve İsrail Orta Doğu’daki savaşı neden tırmandırıyor?
ABD ve İsrail, Orta Doğu’daki savaşı, Gazze’deki çatışmayı bir fırsat olarak görerek, İran liderliğindeki “direniş eksenini” kırmak, enerji yollarının kontrolünü güvence altına almak, İsrail’in bölgesel güvenliğini ve üstünlüğünü pekiştirmek ve kendi jeopolitik çıkarları doğrultusunda bir “Yeni Orta Doğu” düzeni kurmak amacıyla tırmandırmaktadır.
