Küresel anti-faşist hareketin temsilcilerini bir araya getiren Anti-Faşist Konferans, sonuç bildirisini yayımlayarak faşizmin yalnızca bir siyasi rejim değil, kapitalist sistemin özünde yatan bir eğilim olduğunu güçlü bir şekilde vurguladı. Bildiride, emperyalist politikalar ve uluslararası çatışmalar karşısında küresel dayanışma ve ortak mücadelenin aciliyeti öne çıkarıldı.
Konferanstan çıkan nihai metin, dünya genelindeki devrimci, komünist, anarşist ve bağımsız demokratik sol çevrelerin ortak sesini yansıtıyor. Temel vurgu, faşizmin bir “anormallik” veya “sapma” olarak görülmemesi gerektiği; aksine, sermayenin krizi derinleştiğinde toplumsal muhalefeti ezmek ve sömürüyü sürdürmek için başvurulan bir araç olarak kapitalist düzenle içsel bir bağı olduğudur.
Bildirinin Temel Vurguları
Faşizm ve Kapitalizm İlişkisi: Küresel Çözüm Çağrısı
Bildiri, faşizmin modern kapitalizmin ve emperyalizmin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtiyor. Metinde, sermayenin krizlerinden beslenen faşizmin, kâr maksimizasyonunu ve emek sömürüsünü en acımasız biçimde dayatmak üzere militarizme, baskıya ve savaşlara yöneldiği ifade ediliyor. Bu nedenle, faşizme karşı mücadelenin aynı zamanda kapitalist sömürü düzenine karşı bir mücadele olduğu vurgulanıyor.
Konferans, “liberal demokrasi” olarak adlandırılan sistemlerin de faşizmin yükselişine zemin hazırlayabildiği veya onu örtülü biçimlerde sürdürebildiği iddiasına yer verdi. Bildiri, gerçek bir özgürlük ve eşitlik için kapitalist sistemin aşılmasının zorunlu olduğunu savunuyor.
Emperyalizm ve Uluslararası Çatışmalara Eleştirel Bakış
Konferans katılımcıları, başta ABD, NATO ve Avrupa Birliği olmak üzere emperyalist güçlerin dünya genelindeki çatışmalardaki rolünü sert bir dille eleştirdi. Özellikle Ukrayna ve Gazze’deki savaşlara değinilerek, bu çatışmaların emperyalist rekabetin ve sömürgeci politikaların bir sonucu olduğu belirtildi. Bildiride, Filistin halkının meşru direnişi başta olmak üzere, Karadeniz, Kafkaslar, Latin Amerika, Afrika ve Asya’daki ezilen halkların mücadelesine tam destek ifade edildi.
NATO’nun genişlemesi ve savaş kışkırtıcılığı olarak nitelendirilen politikaları kınanırken, halkların kendi kaderlerini tayin etme ve emperyalist müdahalelere karşı direnme hakları vurgulandı. Bildiri, uluslararası hukukun emperyalist güçler tarafından çıkarlarına göre eğilip büküldüğünü ve bu durumun dünya barışı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Dayanışma ve Ortak Mücadele Çağrısı
Anti-Faşist Konferans sonuç bildirisi, faşizme, emperyalizme ve kapitalizme karşı uluslararası birleşik bir cephe oluşturulması çağrısı yapıyor. Metinde, işçi sınıfı başta olmak üzere, kadınların, LGBTİ+ bireylerin, göçmenlerin, etnik ve dini azınlıkların ve tüm ezilen kesimlerin ortak mücadelesinin önemine dikkat çekiliyor. Bu mücadelenin, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal, cinsiyetçi, ulusal, dini ve çevresel her türlü sömürü ve tahakküme karşı topyekûn bir direniş olması gerektiği dile getirildi.
Bildiri, devlet ve sermaye odaklı çözümler yerine, halkların öz-örgütlenmesine, doğrudan demokrasiye ve bağımsız eylemlerine vurgu yapıyor. Antifaşist direnişin, yerel ve küresel düzeyde ortaklaşarak, sömürüsüz, savaşsız ve özgür bir dünya inşa etme hedefiyle ilerlemesi gerektiği belirtildi.
Konferans, eşitlik, özgürlük ve dayanışma ilkeleri temelinde, ulusötesi bir direnişin güçlendirilmesi ve her türlü faşist oluşuma karşı kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini vurgulayarak sonuçlandı. Nihai metin, dünya halklarını bu mücadelenin bir parçası olmaya ve ortak bir geleceği inşa etmeye davet ediyor.
