Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2013 yılındaki Gezi Parkı protestolarının sembol isimlerinden Ceyda Sungur’un “Kırmızılı Kadın” davasında Türkiye aleyhine karar verdi. Mahkeme, olayda biber gazı kullanan polise verilen cezanın caydırıcı nitelikte olmadığı ve yargı sürecinin etkili bir soruşturma yürütmediği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinin usulden ihlal edildiğine hükmetti. Türkiye, Ceyda Sungur’a 15.000 Euro manevi tazminat ile 1.500 Euro masraf ve gider ödemeye mahkum edildi.
Kararın Arka Planı: Gezi Parkı Protestoları ve “Kırmızılı Kadın”
Olay, Türkiye yakın tarihine damga vuran Gezi Parkı protestolarının henüz başlangıç aşamasında, 28 Mayıs 2013 tarihinde yaşandı. Taksim Gezi Parkı’nda devam eden ağaç kesme ve inşaat projelerini protesto eden gruplara müdahale eden çevik kuvvet polisi, büyük bir tepkiyle karşılaştı. Bu müdahaleler sırasında çekilen bir fotoğraf karesi, kısa sürede Türkiye’deki ve dünya genelindeki protestoların sembolü haline geldi.
Fotoğrafta, kırmızı bir elbise giymiş, o dönemde mimar olan Ceyda Sungur, gaz maskesi ve kask takan bir çevik kuvvet polisi tarafından yakın mesafeden doğrudan yüzüne biber gazı sıkılırken görülüyordu. Bu görüntü, devlet şiddeti ve sivil direnişin bir nevi ikonik temsiline dönüşerek “Kırmızılı Kadın” adıyla anılmaya başlandı.
Yargı Süreci: İç Hukuk ve AİHM Başvurusu
Olayın ardından polis memuru Fatih Zengin hakkında “kasten yaralama” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarından dava açıldı. Yargılama sonucunda Zengin, “kasten yaralama” suçundan 20 ay hapis cezasına çarptırıldı ve 11.200 TL adli para cezasına hükmedildi. Ancak mahkeme, bu hapis cezasını erteleyerek ve adli para cezasına çevirerek, polis memurunun fiilen cezaevine girmesini engelledi. Verilen karar, kamuoyunda tepkilere neden oldu ve cezanın yetersiz olduğu eleştirileri yükseldi. İç hukuk yolları kapsamında temyiz edilen karar, istinaf mahkemesi ve Yargıtay tarafından 2021 yılında onandı.
Ceyda Sungur, iç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından 1 Aralık 2016 tarihinde AİHM’e başvurarak, Türk mahkemelerinin biber gazı kullanımıyla ilgili yeterli ve etkili bir soruşturma yürütmediğini, polis memuruna verilen cezanın orantısız ve caydırıcılıktan uzak olduğunu savundu. Sungur, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağını düzenleyen 3. maddesini ihlal ettiğini iddia etti.
AİHM’in Kararı ve Gerekçesi
AİHM, 21 Mayıs 2024 tarihinde açıkladığı kararında, Ceyda Sungur’un başvurusunu haklı bularak 3. maddenin usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, kararında özellikle şu noktalara vurgu yaptı:
- Etkisiz Soruşturma ve Yetersiz Ceza: AİHM, ulusal mahkemelerin, polise verilen hapis cezasının neden adli para cezasına çevrildiği ve ertelendiği konusunda yeterli bir gerekçe sunmadığını belirtti. Mahkeme, kamu görevlileri tarafından uygulanan şiddet vakalarında verilen cezaların sadece yasalara uygun olmakla kalmayıp, aynı zamanda caydırıcı, etkili ve orantılı olması gerektiğini vurguladı.
- Sözleşmenin 3. Maddesi: İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi, hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleye veya cezaya tabi tutulamayacağını öngörmektedir. AİHM, bu tür bir muamele iddiası olduğunda, devletin etkili bir soruşturma yürütme ve sorumluları cezalandırma yükümlülüğünün bulunduğunu hatırlattı. Mahkeme, iç hukukta verilen cezanın olayın vahameti ve kamuoyu üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, bu yükümlülüğü yerine getirmediği sonucuna vardı.
- Tazminat Hükmü: AİHM, kararıyla Türkiye’yi, başvuran Ceyda Sungur’a uğradığı manevi zarar karşılığında 15.000 Euro ve yargılama giderleri için 1.500 Euro ödemeye mahkum etti.
Bu karar, kamu görevlilerinin orantısız güç kullanımı vakalarında yargı süreçlerinin etkinliği ve verilen cezaların caydırıcılığı konusunda uluslararası bir standart belirlemesi açısından önem taşıyor. AİHM’in bu kararı, benzer davalarda iç hukuktaki uygulamaların gözden geçirilmesi ve insan hakları standartlarına uygun hareket edilmesi yönünde bir çağrı niteliği taşıyor.
