Kamu bankası Ziraat Bankası’ndan Demirören Holding’e sağlanan 750 milyon dolarlık devasa kredinin geri ödeme durumu, kamuoyunda uzun süredir devam eden bir belirsizlik ve şeffaflık tartışmasının odağında yer alıyor. Gazeteci Barış Pehlivan’ın kredinin “batık” olduğu yönündeki iddiaları, Ziraat Bankası’nın “düzenli ödeniyor” açıklamalarıyla çelişirken, milyonlarca dolarlık bu işlemin detaylarına dair sorular artarak devam ediyor.
Ziraat Bankası’nın bir kamu kuruluşu olması ve kaynaklarının kamuya ait olması, bu kredinin akıbetini daha da kritik hale getiriyor. Bankanın mali sağlığına dair Sayıştay raporlarındaki bulgular da, şeffaflık çağrılarını güçlendiren önemli veriler sunuyor.
Demirören Grubu Kredisinin Kökeni ve Tartışmaları
Söz konusu kredi, 2018 yılında Demirören Holding’in Doğan Medya Grubu’na ait Milliyet ve Vatan gazeteleri başta olmak üzere medya kuruluşlarını satın alması amacıyla Ziraat Bankası’ndan temin edildi. O günden bu yana, bir kamu bankasının özel sektöre bu büyüklükte bir kredi sağlaması, muhalefet partileri ve ekonomi çevreleri tarafından sıkça eleştirildi ve şeffaflık eksikliği dile getirildi.
Gazeteci Barış Pehlivan, yakın zamanda ortaya attığı iddialarda, Ziraat Bankası’nın eski bir genel müdüründen edindiği bilgilere dayanarak, Demirören Holding’e verilen 750 milyon dolarlık kredinin aslında “batık” duruma düştüğünü öne sürdü. Pehlivan, kredinin düzenli olarak ödenmediğini ve bankanın bilançosunda bir sorun kaynağı olduğunu iddia etti.
Ziraat Bankası’ndan Resmi Açıklama: “Kayıp Yok, Ödemeler Düzenli”
Pehlivan’ın iddialarına yanıt gecikmedi. Ziraat Bankası, yaptığı resmi açıklamayla, Demirören Grubu’na verilen kredinin “düzenli olarak ödendiğini” beyan etti. Banka, sözleşme koşullarına tamamen uygun şekilde geri ödemelerin yapıldığını ve bu kredi nedeniyle bankanın herhangi bir zararının veya kaybının olmadığını vurguladı. Açıklamada ayrıca, kredinin bankanın “normal limitleri” içinde değerlendirildiği ve mevzuata uygun olduğu belirtildi.
Sayıştay Raporları ve Kamu Bankalarının Kredi Portföyü
Demirören kredisi tartışması, Türkiye’deki kamu bankalarının genel kredi portföyü yönetimi ve takibe düşen alacaklar (batık krediler) konusundaki endişelerle yakından ilişkilidir. Sayıştay’ın Ziraat Bankası’na ilişkin denetim raporları, bu alandaki dikkat çekici bulguları ortaya koymuştur:
- 2019 Yılı Bulguları: Sayıştay, 2019 yılı denetimlerinde, 14.7 milyar TL tutarındaki kredinin, tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) sınıflandırmasına girmeden doğrudan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildiğini raporladı. Bu durum, banka bilançolarında sorunlu kredi oranını düşük gösterme amacı taşıdığı yorumlarına neden oldu.
- 2020 Yılı Verileri: Bankanın 2020 yılına ait Sayıştay raporunda, takipteki kredilerin oranının yüksek olduğu ve yakın izlemeye alınması gereken kredilerin bankanın toplam kredi portföyünün önemli bir kısmını oluşturduğu ifade edildi. Rapora göre, Ziraat Bankası’nın toplam kredilerinin %5.5’ini oluşturan 29.5 milyar TL’lik kredi, takipteki alacaklar (NPL) olarak sınıflandırılmıştı.
- Yeniden Yapılandırma Endişeleri: Sayıştay raporları ayrıca, bazı büyük kredilerin “sorunlu” olarak sınıflandırılmaması için sürekli olarak yeniden yapılandırıldığına veya ödeme planlarının uzatıldığına dikkat çekiyor. Bu tür uygulamalar, bankaların gerçek kredi kalitesini gizleyebileceği ve gelecekte daha büyük riskler yaratabileceği endişesini beraberinde getiriyor.
Bu bulgular, Ziraat Bankası’nın Demirören Holding’e verdiği krediyle ilgili “batık” iddialarını daha geniş bir bağlama oturtarak, bankanın şeffaflık düzeyinin ve kamu kaynaklarının yönetiminin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Kamunun Şeffaflık Beklentisi ve Siyasi Tepkiler
Ziraat Bankası, Türkiye ekonomisi için stratejik öneme sahip bir kamu bankası olup, faaliyetlerini vatandaşların mevduatları ve kamu kaynakları üzerinden yürütmektedir. Bu nedenle, bankanın mali durumu, risk yönetimi ve verdiği büyük kredilerin akıbeti, şeffaflık ilkesi gereğince kamuoyu ile eksiksiz bir şekilde paylaşılmalıdır. Kamu bankalarının hesap verebilirliği, demokratik bir toplumda temel bir haktır ve ekonomik güvenilirlik açısından hayati öneme sahiptir.
Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demirören Grubu’na verilen bu krediyi daha önce defalarca Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımış, kredi detayları ve geri ödeme durumu hakkında şeffaf bilgi talep etmişti. Ancak, bugüne kadar tüm soru işaretlerini ortadan kaldıracak, tatmin edici ve bağımsız denetimlerle desteklenmiş bir açıklama kamuoyuna sunulamamıştır.
Sır Perdesi Ne Zaman Kalkacak?
Demirören Holding’e Ziraat Bankası’ndan sağlanan 750 milyon dolarlık kredinin durumu, sadece ticari bir işlem olmanın ötesinde, kamu kaynaklarının yönetimi ve şeffaflık ilkelerine bağlılık açısından bir turnusol görevi görmektedir. Ziraat Bankası’nın kredinin düzenli ödendiği yönündeki beyanları önemli olsa da, bu büyüklükteki bir kamu bankası kredisinin tüm detayları, bağımsız denetim raporları ve somut verilerle desteklenerek açıklanmalıdır. Milyonlarca dolar kamu kaynağının söz konusu olduğu bu işlemde, sır perdesinin tamamen ortadan kalkması ve gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ortaya konulması, hem bankaya duyulan güveni artıracak hem de kamu adına hesap verebilirliği sağlayacaktır.
