Uzun yıllardır kendine özgü sosyalist modeliyle uluslararası arenada özel bir konuma sahip olan Küba, tarihindeki en kritik ekonomik dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Ada ülkesi, bir yandan ABD ambargosunun yarattığı ağır koşullarla mücadele ederken, diğer yandan iç dinamiklerini yeniden şekillendiren radikal ekonomik reformlara imza atıyor. Bu reformlar, sosyalist yapıyı terk etmeden “refah içinde sürdürülebilir bir sosyalizm” hedefine ulaşma arayışının bir parçası olarak görülüyor.
Küba Neden Reformlara İhtiyaç Duyuyor?
Tarihsel Kökenler ve Dış Baskılar
1959 devrimiyle Fidel Castro liderliğinde sosyalist bir yönetim kuran Küba, o günden bu yana özellikle ABD’nin sert ambargosu altında varlığını sürdürüyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1990’larda “Özel Dönem” olarak adlandırılan büyük bir ekonomik krizle yüzleşen ülke, bu süreçte turizm ve yabancı yatırıma kapılarını sınırlı da olsa açmak zorunda kalmıştı.
Ancak son yıllarda kriz daha da derinleşti. Donald Trump yönetimi döneminde ABD’nin ambargoyu daha da sıkılaştırması, Kovid-19 pandemisinin turizm gelirlerini sekteye uğratması ve küresel tedarik zinciri sorunları, Küba ekonomisini büyük bir çıkmaza sürükledi. Enflasyonun rekor seviyelere ulaşması, temel gıda ve ilaç ürünlerinde yaşanan kıtlıklar, halkın yaşam koşullarını ağırlaştırdı ve reform çağrılarını daha da güçlendirdi.
Mevcut Ekonomik Durum
- Yüksek Enflasyon: Devletin kontrolündeki fiyatların ve serbest piyasa fiyatlarının dengesizliği enflasyonu körüklüyor.
- Kıtlık: Temel tüketim maddeleri, özellikle gıda ve ilaç, erişim zorluğu çekilen ürünler haline geldi.
- Döviz Kuru Sorunları: Birden fazla döviz kuru sisteminin yarattığı karmaşa ve karaborsa.
- Sektörel Bağımlılık: Turizmden elde edilen gelirlerin azalması ve tarım üretimindeki düşüş.
Küba’nın Reform Ajandası Ne İçeriyor?
Miguel Díaz-Canel liderliğindeki Küba yönetimi, sosyalist ilkelere bağlı kalarak ancak ekonomik esnekliği artırarak krizi aşmayı hedefliyor. Bu kapsamda atılan adımlar, devletin ekonomideki mutlak hakimiyetini yumuşatarak özel sektörün alanını genişletmeyi amaçlıyor.
Önemli Reform Adımları
- Özel Mülkiyetin Tanınması (2019): Anayasa değişikliği ile özel mülkiyetin ve serbest piyasanın varlığı resmi olarak tanındı. Bu, Küba ekonomisi için sembolik ve pratik açıdan önemli bir dönüm noktası oldu.
- KOBİ’lerin Yasallaşması (2021): Mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) resmi olarak yasallaştırıldı. Bu adım, devlete ait işletmelerin yanı sıra özel sektörün istihdam yaratmasına ve ürün çeşitliliğini artırmasına olanak tanıdı. Halihazırda 9.000’den fazla KOBİ faaliyet gösteriyor ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor.
- Esnek İstihdam Modelleri: Devletin yanı sıra özel sektörde de istihdam imkanları genişliyor.
- Yabancı Yatırımın Teşviki: Belirli sektörlerde yabancı yatırımcılara daha fazla alan açılması.
Reformların Etkileri ve Gelecek Projeksiyonları
Uygulanan reformlar, Küba ekonomisinde bazı olumlu gelişmelere yol açarken, beraberinde yeni sorunları da getirdi.
Olası Fırsatlar ve Beklentiler
- İstihdam Yaratma: KOBİ’lerin yaygınlaşmasıyla yeni iş imkanları doğuyor.
- Ürün Çeşitliliği: Özel sektörün girişimiyle piyasadaki ürün ve hizmet çeşitliliği artabilir.
- Ekonomik Canlanma: İç talebin ve üretimin artmasıyla ekonomik durgunluğun aşılması hedefleniyor.
Karşılaşılan Zorluklar ve Riskler
- Eşitsizlik: Dövizle çalışan veya özel sektörde faaliyet gösteren kesimlerle devlet sektöründe çalışanlar arasındaki gelir farkı açılıyor.
- Enflasyon Baskısı: Piyasaya sürülen yeni ürünlerin fiyatları genellikle yüksek oluyor ve enflasyonu daha da artırıyor.
- Bürokratik Engeller: Devletin hala güçlü kontrolü ve bürokrasi, özel sektörün tam potansiyeline ulaşmasını engelliyor.
- Beyin Göçü: Ekonomik zorluklar ve belirsizlikler, özellikle genç ve kalifiye işgücünün ülkeyi terk etme eğilimini artırıyor.
- ABD Ambargosu: Tüm reform çabalarına rağmen, ABD ambargosu Küba’nın uluslararası finans sistemine entegrasyonunu ve dış ticaretini ciddi şekilde kısıtlamaya devam ediyor.
Küba’nın içinde bulunduğu bu kritik eşik, sosyalizmin geleceği açısından da önemli bir sınav niteliğinde. Hükümet, piyasa mekanizmalarını ekonomiye entegre ederken, sosyalist ideolojinin temel prensiplerinden sapmamayı hedefliyor. Ancak dış baskılar ve iç dinamiklerin karmaşıklığı, bu dengenin kurulmasını oldukça zorlu bir süreç haline getiriyor. Küba’nın “refah içinde sürdürülebilir bir sosyalizm” rüyasına ulaşabilmesi için bu reformları ne ölçüde başarıyla uygulayacağı ve uluslararası konjonktürün nasıl evrileceği belirleyici olacak.
