Doğu Karadeniz’in eşsiz doğası, hidroelektrik santraller (HES), maden ocakları, taş ocakları ve yol projeleri gibi insan eliyle gerçekleştirilen tahribatlarla yüzleşmeye devam ediyor. Bölge halkı ve çevre aktivistleri, doğal yaşam alanlarını yok eden bu projelere karşı kararlı bir direniş sergilerken, “mavi-yeşil” kalkınma ve turizm söylemlerinin gerisindeki yıkımı sert bir dille eleştiriyor.
Fırtına, Hemşin, Çat ve Barhal vadileri gibi bölgenin simgesi haline gelmiş doğal güzellikler, yıllardır süren çevresel tehditler altında. Yusufeli’ndeki baraj inşaatları ve Artvin’in Cerattepe bölgesindeki madencilik faaliyetleri gibi büyük ölçekli projeler, vadilerin ekolojik dengesini bozarak yerel halkın yaşam biçimini derinden etkiliyor.
Karadeniz’in Neden Direniyor?
Karadeniz halkının ve çevrecilerin direnişi, sadece doğal güzelliklerin korunması amacını taşımıyor; aynı zamanda kültürel mirasın, biyoçeşitliliğin ve geleneksel yaşam biçimlerinin devamlılığı için verilen bir mücadele olarak öne çıkıyor. Bölgedeki her bir vadinin kendine özgü bitki örtüsü, yaban hayatı ve tarım kültürü, gerçekleştirilen projelerle geri dönülmez zararlara uğruyor.
- HES Projeleri: Nehirlerin doğal akışını değiştiren, balık göç yollarını engelleyen ve su ekosistemlerini bozan HES’ler, birçok vadide şiddetli tepkilere yol açtı. Akarsuların sermayeye peşkeş çekildiği eleştirileri yaygın.
- Maden ve Taş Ocakları: Ormanlık alanları tahrip eden, toprak kaymalarına neden olan ve su kaynaklarını kirleten maden ve taş ocakları, yerleşim yerleri ve tarım arazileri için büyük tehdit oluşturuyor.
- “Yeşil Yol” Projesi: Doğu Karadeniz yaylalarını birbirine bağlamayı amaçlayan “Yeşil Yol” projesi, bölge turizmini canlandırma potansiyeli taşısa da, binlerce ağacın kesilmesine ve eşsiz yayla ekosistemlerinin bozulmasına neden olduğu gerekçesiyle yoğun eleştirilere maruz kalıyor. Aktivistler, projenin “beton ve asfalt yığını”na dönüşerek doğal dokuyu yok ettiğini savunuyor.
“Mavi-Yeşil” Söylem ve Gerçekler Arasındaki Uçurum
Karadeniz’de yaşanan direniş, “mavi-yeşil” adı altında sunulan kalkınma ve turizm vizyonlarının gerçeklerle örtüşmediği eleştirisi üzerine kurulu. Bölge halkı ve sivil toplum kuruluşları, bir yandan çevreci ve doğa dostu projelerden bahsedilirken, diğer yandan ekolojik yıkıma yol açan projelere izin verilmesini çelişkili buluyor.
Sanatçılar, akademisyenler ve entelektüeller de bu direnişe destek vererek, Karadeniz’in biyoçeşitliliğini ve kültürel kimliğini koruma çağrısı yapıyor. Özellikle “Yeşil Yol” projesi üzerinden yükselen tartışmalar, bölgenin geleceğiyle ilgili endişeleri daha da artırıyor. Projenin, yaylacılık geleneğini ve doğal yaşamı tehdit ettiği, aynı zamanda bölgeyi “betonlaşmış bir turizm cenneti” haline getireceği uyarıları yapılıyor.
Karadeniz’in yeşilini ve mavisini koruma mücadelesi, sadece bölge için değil, Türkiye’nin genel çevre politikaları açısından da önemli bir sembol haline gelmiş durumda. Yerel halkın ve aktivistlerin direnci, doğal varlıkların korunması adına yürütülen kararlı mücadelenin bir göstergesi olarak devam ediyor.
