1. Haberler
  2. Siyaset
  3. AB Yeşil Mutabakatı: Türk Tarımının Geleceği ve TBMM’nin Rolü

AB Yeşil Mutabakatı: Türk Tarımının Geleceği ve TBMM’nin Rolü

AB Yeşil Mutabakatı ve SKDM, Türkiye tarımı ile AB ticaretinde hayati dönüm noktası; TBMM'deki eylemsizlik ülkenin rekabetini riske atıyor.

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Avrupa Birliği’nin çığır açan Avrupa Yeşil Mutabakatı ve beraberindeki Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Türkiye’nin tarım sektörü ve dış ticareti için hayati bir dönüm noktası oluşturuyor. Küresel iklim değişikliğinin etkileri giderek belirginleşirken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında bu konuların yeterince derinleğine ele alınmaması, ülkenin gelecekteki rekabet gücü ve gıda güvenliği açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor. Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık %40’ını oluşturan AB pazarına erişimin sürdürülebilirliği, Yeşil Mutabakat’a uyum kapasitesine bağlı olacak.

2026 yılında başlayacak ve 2034 yılına kadar tam olarak uygulanacak olan SKDM, demir-çelik, çimento, gübre ve kritik tarım ürünleri gibi sektörlerde AB’ye yapılan ihracatta karbon ayak izine göre ek maliyetler getirecek. Bu durum, Türkiye için hem büyük bir tehdit hem de sürdürülebilir, iklime dayanıklı ve dijitalleşmiş bir tarım modeline geçiş için kaçırılmaması gereken bir fırsat sunuyor.

AB Yeşil Mutabakatı ve SKDM Nedir?

Avrupa Yeşil Mutabakatı, AB’nin 2050 yılına kadar karbon nötr kıta olma hedefini taşıyan kapsamlı bir stratejidir. Bu stratejinin en kritik unsurlarından biri olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), AB dışındaki ülkelerden gelen ürünlerin karbon yoğunluğunu fiyatlandırmayı amaçlar. Amaç, AB sanayisinin rekabet gücünü korurken, çevresel standartları düşük ülkelerden yapılan ithalat nedeniyle “karbon kaçağını” önlemektir. Başlangıçta demir-çelik, çimento, gübre, alüminyum, elektrik ve hidrojen gibi sektörleri kapsayacak olan mekanizma, ilerleyen dönemlerde tarım ürünlerini de içerecek şekilde genişleyebilir. Türk tarım sektörü için, bu mekanizmaya uyum sağlamak, AB pazarlarındaki varlığını sürdürmenin ön koşulu haline gelmiştir.

Türk Tarımı Neden Acil Eylem Planına İhtiyaç Duyuyor?

Küresel iklim değişikliği, Türkiye’nin tarım potansiyelini doğrudan tehdit ediyor. Türkiye, kuraklık ve su kıtlığı riski yüksek bölgeler arasında yer alıyor. Ortaya çıkan başlıca sorunlar şunlardır:

  • Su Kaynakları Yönetimi: Mevcut su kaynaklarının yanlış kullanımı ve iklim değişikliğinin neden olduğu azalmalar, tarımsal üretimi ciddi şekilde etkiliyor.
  • Verimlilik Düşüşü: Geleneksel tarım yöntemleri, iklim krizinin getirdiği yeni koşullara uyum sağlamakta zorlanıyor, bu da verimlilik kayıplarına yol açıyor.
  • Sürdürülebilirlik Eksikliği: Yoğun kimyasal gübre ve ilaç kullanımı gibi uygulamalar, toprak sağlığını ve biyoçeşitliliği olumsuz etkiliyor.
  • Dijitalleşme İhtiyacı: Akıllı tarım teknolojileri, iklim verileriyle entegre üretim planlaması ve kaynak verimliliği konularında yeterli ilerleme kaydedilememesi.

SKDM’ye uyum, bu sorunları çözme konusunda da bir ivme kazandırabilir; zira düşük karbonlu, su verimli ve sürdürülebilir üretim modelleri, hem çevresel faydalar sağlayacak hem de ihracat avantajı yaratacaktır.

Ekonomik Çıkmaz ve Pazar Kaybı Riski

Türkiye, AB ile güçlü ticari bağlara sahip bir ülke. Eğer Türk tarım ve sanayi sektörü, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın gerektirdiği standartlara uyum sağlayamazsa, bunun ekonomik sonuçları ağır olabilir. AB’ye yapılan ihracatta karbon vergisi ödemek zorunda kalmak, ürünlerin rekabet gücünü azaltacak ve nihayetinde pazar kaybına yol açacaktır. Bu durum sadece ihracatçı şirketleri değil, aynı zamanda tarım sektöründe istihdam edilen milyonlarca insanı ve ulusal ekonomiyi de derinden etkileyecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Rolü Nerede?

Bu denli kritik bir konuda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yeterli ilgiyi göstermemesi, birçok çevrede endişeyle karşılanmaktadır. Parlamento çatısı altında iklim değişikliği, sürdürülebilir tarım ve AB Yeşil Mutabakatı’nın etkileri üzerine yeterli düzeyde tartışma, yasa teklifi veya stratejik planlama yapılmadığı gözlemlenmektedir. İklim değişikliği ile mücadelede kilit bir rol oynayacak olan özel ihtisas komisyonlarının eksikliği ya da mevcut komisyonların (örn. İklim Araştırma Komisyonu) yeterince etkin olamaması dikkat çekicidir. Bu durum, uzun vadeli stratejik hedeflerin kısa vadeli siyasi gündemlerin gölgesinde kaldığı izlenimini vermektedir.

Türkiye Bu Krizi Nasıl Fırsata Çevirebilir?

Acil ve kapsamlı bir strateji ile Türkiye, bu zorlu süreci bir fırsata dönüştürebilir. İzlenmesi gereken adımlar şunlar olabilir:

  • Parlamenter Seferberlik: TBMM bünyesinde, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyumu hedefleyen daimi bir ihtisas komisyonu kurulmalı. Bu komisyon, ilgili tüm bakanlıklar, sektör temsilcileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde kapsamlı bir yol haritası belirlemelidir.
  • Yasal Düzenlemeler: Karbon fiyatlandırması, sürdürülebilir tarım uygulamaları, su verimliliği ve yenilenebilir enerji teşvikleri gibi konularda yasal düzenlemeler hızla hayata geçirilmelidir.
  • Ar-Ge ve İnovasyon: Düşük karbonlu üretim teknikleri, akıllı tarım teknolojileri, iklime dayanıklı tohumlar ve su tasarrufu sağlayan sulama sistemleri için Ar-Ge yatırımları teşvik edilmelidir.
  • Çiftçi Eğitimi ve Destek: Çiftçiler, yeni nesil tarım teknikleri, sürdürülebilirlik ilkeleri ve karbon ayak izini azaltma yolları konusunda eğitilmeli ve bu yöndeki geçişleri için finansal ve teknik desteklerle güçlendirilmelidir.
  • Kamuoyu Bilinçlendirme: Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın önemi ve iklim değişikliğinin etkileri hakkında geniş çaplı bir kamuoyu bilinçlendirme kampanyası başlatılmalıdır.

Türkiye’nin tarım sektörü, gelecek nesillerin gıda güvenliği ve ülkenin ekonomik refahı için stratejik bir öneme sahiptir. AB Yeşil Mutabakatı, bu sektörün dönüşümü için kaçırılmaması gereken bir katalizör işlevi görebilir. Ancak bu dönüşüm, siyasi irade, kararlı parlamenter eylem ve tüm paydaşların işbirliği ile mümkün olacaktır.

AB Yeşil Mutabakatı Türk Tarımını Nasıl Etkileyecek?

AB Yeşil Mutabakatı, Türk tarımını hem çevresel standartlar hem de ticari rekabetçilik açısından derinden etkileyecektir. Özellikle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) aracılığıyla, AB’ye ihraç edilen tarım ürünlerinin üretim sürecindeki karbon yoğunluğu fiyatlandırılacak, bu da uyum sağlamayan üreticiler için ek maliyetler ve pazar kaybı riski yaratacaktır. Aynı zamanda, mutabakatın getirdiği sürdürülebilirlik ve düşük karbonlu üretim gereklilikleri, Türk tarımını daha modern, çevre dostu ve verimli hale getirme konusunda bir dönüşüm tetikleyicisi olabilir.

AB Yeşil Mutabakatı: Türk Tarımının Geleceği ve TBMM’nin Rolü
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dizi izle Erotik FilmlerDizi izleankara escort ankara escort eryaman escort eryaman escort Antalya Seo tesbih ankara escort Çankaya escortKızılay escortOtele gelen escortAnkara rus escort
HD Film izlegeyve haber Film izle Hemen indir WordPress Temalarkaynarca Haber ferizli Haber Dizi izle
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin