Türkiye’de sivil toplum kuruluşları, insan hakları dernekleri ve meslek odaları, LGBTİ+ bireyleri hedef alan, ayrımcılık ve nefreti körüklediği belirtilen yasa teklifi girişimlerine karşı birleşti. Toplamda 160 kurum, ortak bir açıklama yaparak söz konusu yasal düzenlemelerin temel insan haklarına aykırı olduğunu ve derhal geri çekilmesi gerektiğini vurguladı.
Ankara Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurulan bu güçlü itiraz, Türkiye’nin son dönemdeki insan hakları karnesi ve farklı yaşam biçimlerine yönelik artan baskı söylemleri bağlamında değerlendiriliyor. Kuruluşlar, teklifin anayasal hakları, uluslararası sözleşmeleri ve laiklik prensibini ihlal ettiğini belirtti.
Teklif Ne Anlama Geliyor?
Gündeme gelen yasa teklifi taslağının, kamuoyunda “eşcinselliği teşvik” veya “cinsel sapkınlık” olarak tanımlanan kavramların kısıtlanmasını hedeflediği belirtiliyor. Bu tür düzenlemelerin, özellikle yeni anayasa tartışmaları ve aile yapısına ilişkin muhafazakar söylemlerle birlikte dile getirilmesi, LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılığı yasal zemine oturtma riski taşıyor.
Sivil toplum temsilcileri, bu tür yasaların belirli bir grubu hedef alarak toplumsal kutuplaşmayı artıracağını ve nefret söylemini meşrulaştıracağını savunuyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan eşitlik ilkesinin ve ayrımcılık yasağının bu tür bir düzenlemeyle doğrudan ihlal edileceği ifade ediliyor.
Sivil Toplum Kuruluşları Neden Karşı Çıkıyor?
160 kurum tarafından yapılan ortak açıklamada, yasa teklifinin temel insan hakları ve özgürlükler açısından kabul edilemez olduğu vurgulandı. Kuruluşların başlıca itiraz nedenleri şunlar:
- İnsan Hakları İhlali: Teklifin, yaşam hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, ayrımcılık yasağı gibi temel insan haklarını çiğnediği belirtiliyor. Her bireyin, cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği ne olursa olsun eşit haklara sahip olduğu dile getirildi.
- Anayasal ve Uluslararası Hukuka Aykırılık: Düzenlemenin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Türkiye’nin taraf olduğu diğer uluslararası insan hakları sözleşmelerinin ruhuna aykırı olduğu ifade edildi.
- Nefret ve Ayrımcılığın Meşrulaşması: Teklifin, belirli bir gruba karşı önyargı ve nefreti körükleyerek toplumsal barışı tehdit ettiği, ayrımcılığı yasal bir zemin üzerinden meşrulaştırdığı belirtiliyor.
- Devletin Sorumluluğu: Devletin görevinin tüm vatandaşlarını ayrım yapmaksızın korumak, haklarını güvence altına almak ve özgürlüklerini genişletmek olduğu hatırlatıldı. Bu tür bir yasanın, devleti bu sorumluluğundan uzaklaştıracağı vurgulandı.
- Laiklik Prensibinin Zedelenmesi: Siyasi iktidarın ahlak ve aile tanımını yasalarla dayatma çabasının, laiklik ilkesini zedelediği ve farklı yaşam tarzlarına müdahale anlamına geldiği belirtildi.
Kimler Ses Verdi?
Ortak açıklamaya imza atan 160 kurum arasında İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Ankara Barosu, Çağdaş Kadınlar Derneği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnsan Hakları Komisyonu gibi çok sayıda önemli insan hakları örgütü, baro, meslek odası, kadın örgütü ve LGBTİ+ hakları savunucusu kuruluş yer alıyor. Bu geniş koalisyon, teklifin toplumsal mutabakattan uzak olduğunu ve geniş bir kesimin tepkisine neden olduğunu gösteriyor.
Çağrı ve Talepler
Sivil toplum kuruluşları, hükümeti ve ilgili mercileri bu ayrımcı yasa teklifi girişiminden derhal vazgeçmeye çağırdı. Açıklamada, yasa yapım süreçlerinde katılımcılığın ve şeffaflığın önemi vurgulanarak, insan haklarını ihlal eden değil, güvence altına alan politikaların benimsenmesi gerektiğinin altı çizildi. Kuruluşlar, anayasaların ve yasaların görevinin tüm toplumsal kesimleri kapsamak ve onların eşitliğini sağlamak olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Bu ortak tepki, Türkiye’de insan hakları alanındaki mücadelelerin devam ettiğini ve sivil toplumun, hak ihlallerine karşı güçlü bir duruş sergilediğini ortaya koyuyor.
