TİTLE: Şam ile SDG Yeniden Anlaştı: ABD’den Kritik Uyarı
Suriye’nin kuzeydoğusundaki karmaşık denklemde yeni bir dönemeç yaşanıyor. Bölgedeki kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasında bir kez daha anlaşma sağlandığı iddia edildi. Ancak bu gelişme, ABD’nin Suriye Büyükelçisi Robert Forden’ın SDG liderlerine yaptığı sert uyarıyla gölgede kaldı. Forden, Şam ile yapılacak bir iş birliğinin ABD desteğinin çekilmesine ve “feci sonuçlara” yol açacağı tehdidinde bulundu.
Rusya ve kısmen İran’ın arabuluculuğunda gerçekleştiği belirtilen yeni anlaşmanın, SDG’nin kontrolündeki petrol zengini bölgelerin Şam yönetimine devredilmesini öngördüğü ifade ediliyor. Buna karşılık, Şam’ın SDG kontrolündeki bölgelerdeki memurların maaşlarını ödemeyi ve temel hizmetleri (elektrik, su vb.) sağlamayı taahhüt ettiği iddialar arasında. Ayrıca, Suriye ordusunun Türkiye sınırına yakın bölgelerde konuşlanmasıyla bölgenin dış tehditlere karşı korunması, SDG’nin ise yerel yönetim ve güvenlik birimleri üzerindeki kontrolünü sürdürmesi planlanıyor.
Anlaşmanın Detayları: Kim, Ne, Nasıl?
Petrol Bölgelerinin Akıbeti ve Hizmetler
- Petrol Sahaları: Anlaşmanın en kritik maddelerinden biri, SDG’nin kontrolündeki, Suriye’nin petrol rezervlerinin önemli bir kısmını barındıran bölgelerin yönetimi Şam’a devretmesi. Bu devir, Suriye hükümeti için ekonomik bir can suyu niteliğinde.
- Memur Maaşları ve Hizmetler: Şam hükümetinin, SDG’nin idaresindeki bölgelerde çalışan memurların maaşlarını yeniden ödemeye başlaması ve altyapı hizmetlerini (elektrik, su gibi) sağlaması bekleniyor. Bu adım, bölge halkı için önemli bir rahatlama sağlayabilir.
- Askeri Konuşlanma: Suriye ordusunun, özellikle Türkiye sınırına yakın bölgelerde konumlanması öngörülüyor. Bu durum, SDG’nin Türkiye’den gelebilecek operasyonlara karşı bir kalkan arayışının bir parçası olarak yorumlanıyor.
- Yerel Yönetim: Anlaşma taslağının, SDG’nin yerel idare ve güvenlik güçleri üzerindeki kontrolünü sürdürmesine olanak tanıdığı belirtiliyor. Bu madde, SDG’nin özerklik taleplerinin kısmen de olsa karşılanması anlamına gelebilir.
ABD’nin Kırmızı Çizgisi: Neden ve Hangi Sonuçlar?
ABD’nin Suriye Büyükelçisi Robert Forden’ın, SDG liderlerinden General Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmede, Şam ile herhangi bir anlaşmaya varılmasının ABD’nin askeri ve diplomatik desteğini kaybetmelerine yol açacağını açıkça belirttiği bildirildi. Forden, bu tür bir iş birliğinin “feci sonuçları” olacağı uyarısında bulundu.
ABD’nin bu sert tutumunun temelinde, Suriye rejiminin uluslararası arenada meşruiyet kazanmasını engelleme ve bölgedeki Rusya-İran ekseninin etkisini artırmasına set çekme amacı yatıyor. Washington, SDG ile ortaklığını DEAŞ’la mücadele ve bölgesel istikrarın korunması çerçevesinde tanımlasa da, Suriye hükümeti ile iş birliğinin bu hedeflere zarar vereceğine inanıyor. Ayrıca, ABD’nin Suriye’ye yönelik uyguladığı “Caesar Yasası” kapsamındaki ağır ekonomik yaptırımlar, Şam ile doğrudan ekonomik ilişkileri pratik olarak imkansız hale getiriyor.
SDG’nin İkilemi: Güvenlik mi, Tanınma mı?
SDG, bir yandan Türkiye’nin bölgedeki askeri operasyon tehdidiyle karşı karşıya kalırken, diğer yandan uluslararası alanda tanınma arayışında. ABD ile ittifak, onlara hem askeri destek hem de bir miktar uluslararası meşruiyet sağlasa da, bu ittifakın kalıcılığı ve kapsamı belirsizlik taşıyor. Şam ile anlaşma ise, SDG’nin kontrolündeki “Özerk Yönetim” için Suriye devleti içinde bir statü kazanma ve dış tehditlere karşı Suriye ordusunun koruyuculuğundan faydalanma potansiyeli sunuyor.
Ancak geçmişte Menbiç, Tabka ve Rakka gibi bölgelerde Şam ile yapılan benzer anlaşma girişimleri tam olarak hayata geçirilememişti. Bu durum, yeni mutabakatın da sürdürülebilirliği ve uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Bölgedeki tüm aktörler için son derece hassas dengeler üzerine kurulu olan bu süreç, Suriye’nin geleceğini şekillendirme potansiyeli taşıyor.
